İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 523 / 683
523

güyâ umum onlar bu sene yazılmış, hiç mahkemeleri görmemiş, af kanunlarına ve mürûr-u zamana uğramamış gibi, onun ile benim şahsımı çürütmek istiyor. Ben kendim, şahsımın çürük olduğunu yüz defa söylediğim ve aleyhimde olanlar her vesile ile yine şahsımı çürüttükleri hâlde, ehl-i siyaseti evhâmlandıracak derecede teveccüh-ü âmmeye karşı fâide vermediğinin sebebi: Îmânın kuvvetlenmesi için, bu zamanda ve bu zeminde gayet şiddetli bir ihtiyac-ı kat'î ile bazı şahıslar lâzımdır ki, hakikati hiçbir şeye âlet etmesin, nefsine hiçbir hisse vermesin; tâ ki îmâna dair dersinden istifade edilsin; kanâat-ı kat'iyye gelsin.

Evet; hiçbir zaman, bu zeminde, bu zaman kadar böyle bir ihtiyac-ı şedîd olmamış gibidir. Çünkü, tehlike hàriçten şiddetle gelmiş. Şahsımın bu ihtiyaca karşı gelmediğini itiraf edip ilân ettiğim hâlde, yine şahsımın meziyetinden değil, belki şiddet-i ihtiyaçtan ve zâhiren başkalar çok görünmemesinden, şahsımı o ihtiyaca bir çare zannediyorlar. Hâlbuki ben de çoktan beri buna taaccüb ve hayretle bakıyordum. Ve hiçbir cihetle lâyık olmadığım hâlde, dehşetli kusurlarımla beraber, teveccüh-ü âmmenin hikmetini şimdi bildim. Hikmeti de şudur:

Risale-i Nurun hakikati ve şâkirdlerinin şahs-ı manevîsi, bu zaman ve zeminde o şiddetli ihtiyacın yüzünü kendine çevirmiş; benim şahsımın hizmet itibariyle binden bir hissesi ancak bulunduğu hâlde, o hàrika hakikatin ve o hàlis muhlis şahsiyetin bir mümessili zannedip, o teveccühü gösteriyorlar. Gerçi bu teveccüh hem bana zarar, hem ağır geliyor, hem de hakkım olmadığı hâlde hakikat-i Nuriyenin ve şahsiyet-i maneviyesinin hesabına sükût edip, o manevî zararlara râzı olurdum; hattâ İmâm-ı Ali Radıyallahu Anh ve Gavs-ı A'zam (K.S.) gibi bazı evliyânın ilhâm-ı İlâhî ile bu zamanımızda Kur'ân-ı Hakîmin mu'cize-i maneviyesinin bir âyinesi olan Risale-i Nurun hakikatine ve hàlis talebelerinin şahs-ı manevîsine işâret-i gaybiye ile haber verdikleri, içinde benim ehemmiyetsiz şahsımı o hakikate hizmetim cihetiyle nazara almışlar. Ben hatâ etmişim ki, onların şahsıma ait bir parçacık iltifatlarını, bazı yerde te'vil edip Risale-i Nura çevirmemişim. Bu hatamın sebebi de, za'fiyetim ve yardımcılarımı ürkütecek esbâbın çoğaltılması ve sözlerime i'timâdı kazanmak için, zâhiren, şahsıma bir kısmını kabûl etmiştim. Size ihtar ediyorum: Fânî, kabir kapısındaki çürük şahsımı çürütmeye ihtiyaç yok ve bu kadar ehemmiyet vermeye de lüzum yok. Fakat, Risale-i Nur ile mübâreze edemezsiniz ve etmeyiniz. Onu mağlûb edemezsiniz. Mübârezede, millet ve vatana büyük zarar edersiniz; fakat şâkirdlerini dağıtamazsınız. Çünkü, hakikat-i Kur'âniyenin muhâfazası yolunda kırk-elli milyon şehîd veren bu vatandaki geçmiş ecdâdlarımızın ahfâdlarına, bu zamanda hakikat-i Kur'âniyenin muhâfazası ve Âlem-i İslâmın nazarında, eskisi gibi,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.