Bu ihtiyaç sebebiyledir ki bu millet, bu memleket, bu zaman ve zemin Risale-i Nur hakikatine karşı lâkayd kalmamıştır.
Kalamazdı da... Çünkü Bediüzzaman Hazretleri, asr-ı hâzırın ve gelecek nesillerin fıtrî ihtiyacını ve zamanımızın iktizasını, tâ bir asır önce keşfetmişti.
Reis-i Cumhûra ve Başvekile yazdığı son mektûblarından birisinde, vaktiyle şarkta kurulacak olan üniversite için görüşlerini şöyle açıklıyor ve bu üniversitenin lüzum ve ehemmiyetini dile getiriyordu:
“Felsefe fünûnu ile ulûm-u diniye birbiriyle barışsın ve Avrupa medeniyeti İslâmiyet hakàikıyla tam musâlaha etsin ve ehl-i mekteb ve ehl-i medrese birbirine yardımcı olarak ittifak etsin.”
İşte Risale-i Nur hizmetinin ve da'vâsının özü ve rûhu budur.
Bediüzzaman Hazretleri böyle bir üniversiteyi, şimdi ciddi ve vahîm bir hâl alan bir tehlikeye karşı bir tedbir olarak da düşünmüş, bu tehlikeye yirminci asrın başından itibaren dikkat çekmiştir. Bu tehlike anarşi, komünizm ve menfî ırkçılık gibi tehlikelerdir. Bediüzzaman, Afrika’da Câmiü'l-Ezher olduğu gibi Asya’da da, hususan İslâm Âleminin merkezi durumunda olan şarkî Anadolu’da bir dâru'l-fünûn, bir İslâm üniversitesinin açılması ile, İslâm milletleri arasına sokulacak ırkçılık fitnesine karşı durabileceğini ve hakîki milliyet olan İslâmiyet milliyeti çerçevesinde kardeşçe yaşamanın mümkün olabileceğini belirtmiştir.
Nitekim ırkçılık bugün bir problem hâlini almıştır. Millî birliğimizi tahribe müteveccih hücumlarda, yıkıcı ve bölücü cereyanlarda menfî ırkçılık fikrine dâima bir tahrîk unsuru olarak başvurulması, Bediüzzaman Hazretlerinin ısrarla dikkatleri menfî ırkçılık tehlikesine çekmek isteyişindeki mânâyı ortaya koymaktadır.
Irkçılık mes'elesinde olduğu gibi, daha birçok siyâsî ve ictimâî mes'elelerde de Bediüzzaman Hazretlerinin koyduğu teşhîs ve gösterdiği çareler günümüzde canlılığını korumakta, hattâ zaman geçtikçe onun fikirlerinin değeri daha iyi anlaşılmaktadır. (∗)
Hazret-i Üstad’ın hizmetinde
bulunan talebeleri
(∗) Bu Tarihçe-i Hayat’a Hazret-i Üstad’ın son hayatında “Reis-i Cumhûr’a ve Başvekile” diye yazdığı mektûbu ile vefâtından az önce talebelerine yazdığı son vasiyetnâmesini de ilâve edip neşrediyoruz.
