İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 636 / 683
636

İşte bu sırr-ı ihlâstandır ki, İmâm-ı Gazâlî (R.A.) gibi en meşhûr İslâm hükemâlarının eserlerini tetebbu' eden muhakkìk ve müdakkik bir ehl-i ilim diyor ki:

Risale-i Nur’dan okuduğum bir sahifenin bana verdiği istifade, diğer eserlerin on sahifesinden daha fazladır.

Felsefî eserlerle meşgul bir muallim:

Ben, bu kadar senedir ilmî ve felsefî eserlerle iştigâl ettim. Risale-i Nur kadar beni iknâ eden ve Garb eserlerinden ve felsefeden aldığım yaraları tedâvi eden ve bu zamanın ihtiyacına tam cevab veren bir eseri görmedim.

Bir edebiyâtçı:

Benim aklım nursuz, kalbim mü'mindi. Risale-i Nur, hem aklımı, hem kalbimi tenvir ve nefsimi ilzam etti. Beni, Cehennemî bir azaptan kurtardı.

Bir doktor:

Risale-i Nur’dan istifadeye başladığım günü, hayata gözlerimi açtığım gün olarak biliyorum.

Bahtiyar bir üniversiteli:

Üstadımıza ve Risale-i Nura ait bir mektûbu, İstanbul’un bir yerinden bir yerine götürmek gibi bir hizmeti, meb'ûsluğa tercih ederim.

Otuz sene evvel ihlâslı ve faziletli ihtiyar bir ehl-i tasavvuf, Lütfü isminde bir genci göstererek: “Bu Nur talebesi benden ileridir.” demiştir ki, bunlar binler itiraflardan birer nümûnedir.

Yine bu azîm sırr-ı ihlâsa binâendir ki, Risale-i Nur Talebeleri, îmân ve İslâmiyet hizmetinde ağır şartlar ve kayıtlar ve tahdidatlar içinde muvaffak oluyorlar ve hayatlarını, Risale-i Nura ve Üstadlarına vakfetmişler. Risale-i Nuru, sermâye-i ömür ve gaye-i hayat edinmişlerdir. Risale-i Nur da'vâsı, rızâ-yı İlâhî da'vâsı olduğu içindir ki, hamiyet-i İslâmiyeye mâlik mümtâz avukatlar, Risale-i Nur’un fahrî avukatı olmak ve dindar hak-perest mücâhid muharrirler, dünyayı istilâ edecek Nur’un ilânında hissedar olmak şeref ve ni'metine mazhar olmuşlardır. Risale-i Nurun neşriyat ve fütûhâtı ve te'sirâtı; sessiz, büyük bir ihtişamla, muhteşem bir bahar mevsiminde intişar eden mevcûdât gibidir.

İşte ey Risale-i Nur gibi hadsiz hamd ü senâlara şâyeste olan bir ni'met-i azîmeye nâil olan Nur kardeşlerimiz! Böyle bir dâhi-yi a'zamın, böyle bir mütefekkir-i ekberin, böyle bir müellif-i İslâmın ve ulûm-u evvelîn ve'l-âhirîne vâkıf böyle bir allâme-i asrın, böyle bir mücâhid-i ekberin, böyle bir sâhib-i zühd ve takvânın, hakàik-ı îmâniyenin varlığında âdeta tecessüm eden böyle bir abd-i küllînin, rızâ-yı İlâhîden başka hiçbir şeye iltifat etmeyen ve a'zamî ihlâsın mazharı olan böyle bir tilmiz-i Kur'ân ve hàdim-i İslâmın ve “Bir ferdin îmânını kurtarmak için Cehenneme de atılmaya hazırım.” diyen böyle bir halâskâr-ı îmânın ve i'dâm için sevkedildiği

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.