İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 32 / 683
32

Yaylası’na gittiler. Orada, biraderi Molla Abdullâh ile bir gün döğüşmüş. Tağî Medresesi Müderrisi Mehmed Emin Efendi, küçük Said’e:

Ne için kardeşinin emrinden çıkıyorsun? diye işe karışmış.

Bulundukları medrese, meşhûr Şeyh Abdurrahman Hazretlerinin olması dolayısıyla, hocasına şu yolda cevab verir:

Efendim, şu tekyede bulunmak hasebiyle, siz de benim gibi talebesiniz. Şu hâlde burada hocalık hakkınız yoktur!. diyerek, gündüz vakti bile herkesin güçlükle geçebileceği cesîm bir ormandan geceleyin geçerek Nurşin’e gelir.

Şarkî Anadolu’da medrese teşkilâtındaki hususiyetlerden birisi şudur ki: İcâzet almış bir âlim, istediği köyde hasbeten-lillâh bir medrese açar; medrese talebelerinin ihtiyacı, iktidarı olursa medrese sâhibi tarafından, iktidarı yoksa halk tarafından te'min edilir; hoca meccânen ders verir, talebelerin iâşe ve levâzımatını da halk derûhde ederdi. Bunların içinde yalnız Molla Said, hiçbir sûretle zekât almıyordu. Zekât ve başkasının eser-i minneti olan bir parayı kat'iyyen kabûl etmiyordu. (Hâşiye-1) [^2]

[^2]: (Hâşiye-1) Zekât ve sadaka ve mukâbilsiz hiçbir şey almadığının sebeb ve hikmeti, Risale-i Nurdan İkinci Mektûb ve sâir risalelerde beyân edilmiştir. Evet, Molla Said'in istikbâlde Risale-i Nurla göreceği hizmet-i îmâniyeyi kemâl-i ihlâsla îfâsı ve bu hizmetin meydâna gelebilmesi için "uhrevî hizmetin mukâbilinde hiçbir şey taleb etmemek" olan kudsî düsturun icmâlî bir fihristesi, daha küçük yaşında iken Rahmet-i İlâhiye tarafından rûhunda yerleştirilmişti.

Nurşin’de bir müddet kaldıktan sonra Hizan’a döndü. Sonra medrese hayatını terkederek pederinin yanına geldi ve bahara kadar evde kaldı. O sırada şöyle bir rüya görür:

Kıyâmet kopmuş, kâinât yeniden dirilmiş. Molla Said, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı nasıl ziyaret edebileceğini düşünür. Nihâyet sırat köprüsünün başına gidip durmak hâtırına gelir: “Herkes oradan geçer, ben de orada beklerim” der ve sırat köprüsünün başına gider. Bütün Peygamberân-ı İzâm hazeratını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır.

Artık bu rüyadan aldığı feyiz, tahsil-i ilim için (Hâşiye-2) [^3] büyük bir şevk uyandırır. Pederinden izin alarak, tahsil yapmak üzere Arvâs Nahiyesi’ne gider. Burada icra-yı tedrîs eden meşhûr Molla Mehmed Emin Efendi, kendisine ders vermeye tenezzül etmeyip talebelerinden birisine

[^3]:(Hâşiye-2) Tarihçe-i hayatında yazılmamış, o rüyada mazhar olduğu bir hakikati sonradan şöyle anladık ki: Molla Said, Hazret-i Peygamberden ilim talebinde bulunmasına karşılık Hazret-i Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, ümmetinden suâl sormamak şartıyla İlm-i Kur'ânın ta'lim edileceğini tebşîr etmişler. Aynen bu hakikat hayatında tezâhür etmiş. Daha sabâvetinde iken bir allâme-i asır olarak tanınmış ve kat'iyyen kimseye suâl sormamış, fakat sorulan bütün suâllere mutlaka cevab vermiştir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.