Evet bu madde, bu mânâda, tefsirsiz ve kuyûd-u ihtiraziyesiz ve garazkâr, istediği adamları onunla çarpmasına müsâid hududsuz bir mânâda olamaz. Evet, ben on sene nezâret ve dikkat altında ve yirmi senede te'lif ettiğim yüz yirmi risale ile bu kadar hakkımdaki tedkîkàt-ı amîka neticesinde cüz'î bir derece âsâyişi ihlâl etmiş bir emâre, ne bende ve ne de o risaleleri okuyanlarda bulunmadığı hâlde ve yirmi vecihle isbât ettiğim ve beni yakından tanıyan zâtların şehâdetiyle, onüç seneden beri şeytandan kaçar gibi siyasetten kaçtığımı ve hükûmetin işine karışmadığımı ve tahammül-ü beşer fevkınde işkencelere tahammül edip dünyaya karışmadığım ve îmân hizmetini bu dünyada en büyük maksad telâkki ettiğim hâlde: “Said dini siyasete âlet edip, âsâyişi ihlâle teşebbüse niyet ediyor” diye, beni yüzaltmış üçüncü maddeye temâs ettirmek, mahkûm etmek bütün rû-yi zemindeki adliye ve mahkemelerin haysiyetine ilişecek ve nazar-ı dikkati celbedecek hiç görülmemiş bir hâdise-i adliyedir kanâatindeyim.
İşte, cihangir hükümdarların ve kahraman kumandanların küçük mahkemelerde diz çöküp kemâl-i inkıyad ile mutâvaat göstermeleri, mahkemenin, hiçbir cihet ile zedelenmeyecek bir haysiyet ve şerefinin mevcûdiyetini isbât eder. İşte, mahkemelerin bu yüksek ve manevî haysiyetine dayanıp, hukukumu, hürriyetle müdafaa ediyorum.
Bir makale içindeki zararlı görülen dört-beş kelime sansür edildikten sonra mütebâkisinin neşrine izin verilirken, yüz yirmi kitabın, birbirinden ayrı ve ayrı ayrı zamanlarda te'lif edildiği hâlde, yalnız bir-iki risalede şimdiki nazarlara zararlı tevehhüm edilen onbeş kelime yüzünden, yüz onbeş masûm ve menfaatdâr ve mühim bir kısmı Ankara Kütübhânesi’nde mevcûd olup iftiharla kabûl edilen kitapların ele geçenlerinin müsâdere ile mahkûm edilmesi, rû-yi zemindeki adliyenin şerefine elbette ilişecek mâhiyettedir. Elbette mahkeme-i temyiz bu haysiyet ve şerefi sıyânet eder.
En ziyâde tenkid edilen ve umum kitaplarımı muâhezeye sebebiyet veren beş-on mes'ele içinde en mühimmi, gelecek bu iki mes'eledir:
﴾ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الْاُنْثَيَيْنِ ﴾ ﴿ فَِلاُمِّهِ السُّدُسُ ﴿ âyetleridir. İşte, benim ve kitaplarımın mahkûmiyeti beş-altı mes'eleden, en birinci bu iki mes'eledir. Ben hakîki, menfaatli medeniyete karşı değil, belki kusurlu ve zararlı “mimsiz” tâbir ettiğim medeniyete karşı otuz-kırk seneden beri i'câz-ı Kur'ânı esâs tutup, o medeniyetin muhâlif noktalarını aşağı düşürüp, medeniyetin aczi ile i'câz-ı Kur'ânı isbât etmek esâsı üzerine, matbu' ve gayr-ı matbu', Arapça ve Türkçe çok kitaplar yazdım.
