İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 235 / 683
235

Hâlbuki, Risale-i Nurda hedef bütün bütün ayrı olduğundan; kelimâtındaki kasda makrûn olmayan ta'rizler değil, belki tasrîhler de bulunsa şâyân-ı afv ve müsâmahadır.

Bu noktayı izâh eden bu misâl, mikyâstır. Meselâ ben bir maksadımı hedef ederek yoluma koşup gidiyorum. İhtiyarsız, yolumda koşarken büyük bir adama çarpıp, o adam yere düşse, desem: “Efendim, affet! Ben, maksadıma gidiyordum. Bilmeyerek çarpıldım.” Elbette affeder ve gücenmez. Eğer kasdî olarak bir parmağı o adama tâciz sûretinde kulağına iliştirsem, hakaret telâkki edecek ve benden gücenecek...

Risale-i Nurun hedefi îmân ve âhiret olduğundan, harekât-ı ilmiye ve fikriyesinde ehl-i dünyanın siyasetine çarpsa ve şiddetli kelimât bulunsa, şâyân-ı afv ve müsâmahadır. Maksadımız size ilişmek değildir, hedefimizde yürüyoruz. ………………….

Dünyada hiç misli görülmemiş bir haksızlığa ma'rûz kaldım. Şöyle ki:

Son müdafaâtım ve üç i'tirâznâmem ile, yirmi cihetle kat'î delillerle yüz altmışüçüncü maddenin bana temâs etmediğini ve yirmi senede yazılan yüz yirmi risalemin içinde, kendilerince medâr-ı tenkid yirmi kelimeden aşağı mahdûd birkaç nokta bulunmasıyla, ayrı ayrı zamanda yazılmış kıymetdâr ve menfaatli ve uhrevî ve Avrupa feylesoflarının dinsiz ve mülhid şâkirdlerine karşı –Dâru'l-Hikmeti'l-İslâmiye’nin âzâlığı münâsebetiyle– hakîki ve ilmî müdafaâtım; çok zaman sonra ilcaât-ı zamana göre kabûl edilen kanun-u medenînin bazı maddelerine, yüzbin kelimât içinde on-onbeş kelimenin muvâfık gelmemesi sebebiyle hem benim mahkûmiyetim taleb edilmiş; hem mühim keşfiyât-ı maneviyeyi hâvî yüz yirmi kitab olan Risale-i Nurun elde bulunan nüshaları müsâdere edilmiş ve inde'l-muhâkeme bütün ilmî ve mantıkî ve kanunî iddia ve müdafaâtım esbâb-ı mûcibe gösterilmeksizin sebebsiz ve kanunsuz reddedilmiştir. Yüz altmışüçüncü madde-i kanuniye âsâyişi ihlâl edebilecek hissiyat-ı diniyeyi tahrîk edenler meâlinde bulunan şu kanunun, elbette bu hadsiz genişlik içinde bir tefsiri var. Elbette kuyûd-u ihtiraziyesi bulunacak. Yoksa bu madde, bu geniş mânâ ile beni mahkûm ettiği gibi, bütün ehl-i diyâneti ve başta Diyânet Riyâseti olarak, bütün vâizlere ve bütün imâmlara, bana teşmîl edildiği gibi teşmîl edilebilir. Çünkü yüz sahifeden fazla müdafaât-ı kat'iyye ve hakîkiyem ile beraber; bana temâs ettirilebilecek bir mânâ veriliyor ki, o mânâ her nasihat eden kimseye ve hattâ bir dostunu iyiliğe sevketmek için irşad eden herkesi dâire-i hükmü altına alabilir. Bu madde-i kanuniyenin mânâsı şu olmak gerektir ki; taassub perdesi altında muhâlif bir siyaseti takib ve terakkiyât-ı medeniyeye sed çekenlere sed çekmek içindir. Bu maddenin bu mânâda çok kat'î delillerle isbât etmişiz ki, bize bir cihet-i temâsı yoktur.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.