İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 234 / 683
234

Siz beni “dini siyasete âlet etmek” ile itham ediyorsunuz. Ve o itham, zâhir bir iftira olduğu ve esâssız, çürük bulunduğunu yüz delil-i kat'î ile isbât etmekle beraber; bu ağır iftiranıza mukâbil, ben de sizi, siyaseti dinsizliğe âlet etmek istiyorsunuz diye itham ediyorum!

Bir zaman, cerbezeli bir pâdişah, adâlet niyetiyle çok zulüm ediyormuş, bir muhakkìk âlim ona demiş: “Ey hâkim! Sen, raiyetine adâlet nâmıyla zulüm ediyorsun? Çünkü tenkidkârâne cerbezeli nazarın, zamanen, müteferrik kusurâtı birden toplar; bir zamanda tasavvur edip, sâhibini şiddetli bir cezaya çarpıyorsun. Hem, bir kavmin müteferrik efrâdından vücûda gelen kusurâtı, o tenkidkâr cerbezeli nazarında topluyorsun. Sonra o perde ile, o tâifenin herbir ferdine karşı bir nefret, bir hiddet size gelir; haksız olarak onlara vurursun. Evet, senin bir sene zarfında attığın tükürük, bir günde senden çıkmış bulunsa, içinde boğulacaksın; müteferrik zamanda istimâl ettiğin sulfato gibi acı ilâçları, bir günde birkaç kişi istimâl etse, hepsini de öldürebilir. İşte aynı bunun gibi; mehâsinin ortalarında bulunmasıyla, ara sıra kusurâtı setretmek lâzım gelirken; sen, raiyetine karşı kusurâtı izâle eden mehâsini düşünmeden, cerbezeli nazarınla müteferrik kusurâtı toplayıp, ağır ceza veriyorsun.

İşte o pâdişah, o muhakkìk âlimin îkazâtıyla, adâlet nâmına yaptığı zulümden kurtuldu. ………………..

Gizli bir kuvvet, bil'iltizam beni mahkûm etmek istiyor. Ve her bahâneyi bulup, bin dereden su getirmek gibi herbir çareye müracaat edip, kurdun keçiye bahânesinden daha garîb bahânelerle beni itham altına almak ve mahkûm ettirilmek istenildiğimi hissediyorum. Meselâ, üç aydır bu kelimeyi tekrar ediyorlar: “Said-i Kürdî, dini siyasete âlet ediyor!” Ben de bütün mukaddesâta yemîn ediyorum ki: Bin siyasetim olsa, hakàik-ı îmâniyeye fedâ ediyorum! Ben, nasıl hakàik-ı îmâniyeyi dünya siyasetine âlet edebilirim? Ben, yüz yerde bu ithamı çürüttüğüm hâlde, yine mânâsız nakarât gibi tekrar edip ileri sürüyorlar. Demek, bil'iltizam ve herhalde beni mes'ûl etmek arzusunda bulunuyorlar. Ben de, aleyhimizdeki mülhid zâlimleri, siyaseti dinsizliğe âlet etmeleri ile itham ediyorum. Ve onların medâr-ı ittihamı olan bu müdhiş mânâyı bildirmemek için bana isnâd ettikleri: “Said, dini siyasete âlet ediyor” cümlesiyle setre çalışıyorlar. Mâdem öyledir, her hâlde beni mahkûm etmek istiyorlar. Ben de ehl-i dünyaya derim: Bu ihtiyarlıktaki bir-iki senelik ömür için lüzumsuz tezellüle tenezzül etmem!..

Beşinci Umde: “Dört Nokta” dır.

Birinci Nokta: Kararnâmede, kelimeler üzerinde oynanılıyor. Bir kelimenin, kasdî olmadığı hâlde, bir mânâsında ta'riz çıkarıyorlar.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.