İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 226 / 683
226

mahkûmiyetim istilzam edilmek istenildiği anlaşılıyor. Bize isnâd edilen birkaç maddenin kat'î ve hakîki cevabları zabtınıza geçen müdafaâtımda bulunmakla beraber; on veya onbeş nokta yüzünden, manevî yüz keşfiyâtı hâvî, yüzler hakikat-i mühimmeyi câmi' yüzden ziyâde cüz'den ibaret olan Risale-i Nur, mükâfât ve takdir yerine mücâzât ve tenkid ile karşılanmıştır. Mahkemenizden bu hakkımı ve Risale-i Nurun hürriyet hakkını istemek, büyük bir hakkımdır. Bu cihetin halli ve faslı lâbüd ve zarûrîdir.

Dördüncü Madde: Şimdiye kadar bana hücum eden ve hükûmeti aleyhimize çeviren kimselerin garazkâr oldukları ve sırf garaz ile iliştikleri bununla anlaşılıyor ki, bizi vurmak için her kapıya başvurdular. Evvelâ, “tarîkatçılık” –bir şey bulamadılar– sonra “cem'iyetçilik”, sonra “siyasetçilik ve inkılâba muhâlif hareket ve muhâlif komitecilik ve izinsiz neşriyatçılık” gibi çok cihetlerle itham etmek ve bizi vurmak için çalıştıkları hâlde; bunların hiçbirinde tutunacak bir emâre bulamadıklarından, en nihâyet bir madde-i kanuniyenin, kuyûd-u ihtiraziyeyi nazara almayarak, zâhirî umumiyetinden istifade edip, hiçbir zîakıl kabûl etmeyecek ve onlara hak vermeyecek bir nokta ile bizi itham ve mahkûm etmek istiyorlar. Evet, bahsedeceğimiz noktayı, dünyada hiçbir zîakıl, hakikat olarak kabûl etmez ve zerre mikdarı insafı olan, “İftiradır” diyecek. O nokta şudur:

“Said-i Kürdî dini siyasete âlet ediyor!” tâbiridir. Bu tâbirdeki ithamı çürütecek onbeş-yirmi delilden ziyâde ve beş-on kadarı müdafaâtımda zabtınıza geçirilenlerden birisi şudur ki:

Yüzler şâhidin şehâdetiyle isbât etmeye hazır olduğum şu beyân edeceğim hâlim, o ithamı esâsıyla çürütüyor. Şöyle ki: Dokuz sene oturduğum Barla Köyü halkının müşâhedesiyle ve dokuz ay ikamet ettiğim Isparta’daki dostlarımın şehâdetleriyle ve beni yakından tanıyan dostlarımın işhâdıyla, onüç senedir ki, siyaset lisânı olan hiçbir gazeteyi, ne okudum ve ne de istedim. Hattâ birkaç hâdisede, şahsımla alâkadar zannedilen ve herkesi meraka sevkeden vâkıalardan bahseden gazeteleri okumak arzusu bulunmadı ve okumadım ve okutmam.

Onbeş maddeden başka bütün mesâili, âhiretime ve îmânıma ve hakikate müteveccih olduğu, hükûmetin tedkîkàt-ı amîkasıyla tezâhür eden Risale-i Nur ile, Said, dini siyasete âlet ediyor; yani kâinâtta yüksek ve mukaddes tanıdığı bir hakikat-i kudsiye olan din-i Hakkı ve îmân-ı tahkîkîyi, siyasete, yani ihtilâlkârâne, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziya'ına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada âlet etmiş denilir mi?.. Böyle diyenler, ne kadar dâire-i akıl ve insaf ve vicdândan uzak

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.