İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 227 / 683
227

düştükleri ve uzak hükmettikleri anlaşılmaz mı? Elbette, mahkeme-i adâlet, böyle asılsız bu evhâm ve isnâdâtları def'edip, hakkımızda ihkàk-ı hak edecektir. Gerçi, kanunları bilmemek eksere göre bir mazeret teşkil etmez. Fakat haksız olarak, ücra bir köyde, tarassud altında, yabancı bir yerde, şiddetle dünyadan küstürüp, nefiy ile ikamet ettirip, mütemâdiyen tarassud ile tâciz edilen bir adamın kanunları bilmemesi; elbette ehl-i insafın nazarında bir özür teşkil eder.

İşte, ben o adamım. Ve beni yanlış bir vehim ile muâheze ettikleri mevâdd-ı kanuniyenin hiçbirini bilmezdim. Hattâ yeni hurûfla imzamı atamazdım. Bazen hizmetçimden başka, on günde bir adam ile görüşmedim. Herkes bana muâvenetten kaçar. Avukat tutmaya iktidarım yok. Bütün hayatımda “En menfaatli ve en iyi hile, hilesizlik olduğu” düstur olduğundan, bütün müdafaâtımda hak ve hakikat ve sıdk ve doğruluk esâsını takib ettim. Bu hakikate binâen, müdafaâtımda veyâhut bazen nâdiren bir-iki risalelerimde, zaman-ı hâzırın kanunlarına ve resmî merâsimlerine tevâfuk etmeyen ifâdâtıma nazar-ı müsâmaha ile bakmak adâletin mukteziyât ve icâbatındandır. Benim müdafaâtımda mücmel kalan noktalar, iddianâmeye karşı yazdığım i'tirâznâmemde vardır ve i'tirâznâmemde mücmel kalan noktaların, müdafaâtımda izâhatı vardır; birbirini tekmîl eder. Yüz altmışüçüncü madde-i kanuniyenin tazammun ettiği –ma'nen– kuyûd-u ihtiraziye ile beraber ve vâzı'-ı kanunun irâde ettiği maksad, âsâyişin ihlâline medâr olmamak olduğuna binâen, ihlâl-i âsâyişe işâret ve delâlet edecek hiçbir emâre ve tereşşuhât, benim ve risalelerim yüzünde görülmediği ve zabtınıza geçen müdafaâtımda yirmi defa kat'î bir sûrette bu kanunun mes'elemizle alâkası olmadığını ve kat'iyyen cezayı müstelzim bir cihet bulunmadığını isbât ettiğim hâlde; her nasılsa, bidâyetteki evhâmın te'sirâtıyla, o madde-i kanuniye ile bizi muâheze etmek için mezkûr maddeyi ileri sürmek hiçbir vecihle şân-ı adâlete yakışmayacağından, berâetimi taleb eyleyerek, en son sözüm:

﴿ حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ﴾ ﴿ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لااِلٰهَاِلَّاهُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ  ﴾ ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.