İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 213 / 683
213

Üçüncü Madde:

Hükûmetin dâireleri içinde en ziyâde hürriyetini muhâfaza etmeye ve te'sirât-ı hariciyeden en ziyâde bîtarafâne, hissiyatsız bakmakla mükellef olan, elbette mahkemedir. Ben mahkemenin hürriyet-i tâmmesine istinâden, hürriyetle, hukuk-u hürriyetimi bu sûretle müdafaa etmeye hakkım vardır. Evet, her yerde, adliyede mal ve can mes'eleleri var. Eğer hâkim, şahsî hiddet edip bir kàtili katletse, o hâkim kàtil olur. Demek adliye memurları, hissiyattan ve te'sirât-ı hariciyeden bütün bütün âzade ve serbest olmazsa, sûreten adâlet içinde müdhiş günahlara girmek ihtimali var. Hem; cânîlerin, kimsesizlerin ve muhâliflerin dahi bir hakkı var. Ve hakkını aramak için, gayet bîtarafâne bir merci' isterler. Adâlet noktasından tarafgirlik fikrini verip, adâletin mâhiyetini zulme çeviren, hakkımda sarfedilen bir tâbirdir ki; Isparta’da ve burada bazı isticvâblarda ismim Said Nursî iken, her tekrarında Said Kürdî ve bu Kürd diye beni öyle yâd ediyorlar. Bununla, hem âhiret kardeşlerimin hamiyet-i milliyelerine ilişip aleyhime bir his uyandırmak, hem mahkeme ve adâletinin mâhiyetine bütün bütün zıd ve muhâlif bir cereyan vermektir. Evet, hâkim ve mahkeme, tarafgirlik şâibesinden müberrâ ve gayet bîtarafâne bakması birinci şart-ı adâlet olduğuna dair binler vukûât-ı tarihiyeden, Hazret-i Ali Radıyallahu Anh’ın hilâfeti zamanında bir Yahudî ile mahkemede beraber oturmaları ve çok pâdişahların, âdi adamlar ile mahkeme-i adâlette görülmesi gibi çok hâdisât-ı tarihiye varken, benim hakkımda bir yabânîlik hissini veren ve nazar-ı adâleti şaşırtmak isteyen adamlara derim:

Ey efendiler! Ben, herşeyden evvel Müslümanım ve Kürdistan’da dünyaya geldim. Fakat, Türklere hizmet ettim ve yüzde doksan dokuz menfaatli hizmetim Türklere olmuş ve en çok hayatım Türkler içinde geçmiş ve en sâdık ve en hàlis kardeşlerim Türklerden çıkmış ve İslâmiyet ordularının en kahramanı, Türkler olduğundan, meslek-i Kur'âniyem cihetiyle, her milletten ziyâde Türkleri sevmek ve tarafdâr olmak kudsî hizmetimin muktezâsı olduğundan; bana Kürd diyen ve kendini milliyet-perver gösteren adamların bini kadar Türk Milletine hizmet ettiğimi, hakîki ve civanmerd bin Türk gençlerini işhâd edebilirim. Hem, hey'et-i hâkimenin ellerinde bulunan otuz-kırk kitabımı; hususan İktisad, İhtiyarlar, Hastalar Risalelerini işhâd ediyorum ki; Türk Milletinin beşten dört kısmını teşkil eden musîbet-zede, fakirler ve hastalar ve dindar müttakìler tâifelerine, bin Türkçü kadar hizmet eden o kitaplar, Kürdlerin ellerinde değil, belki Türk gençlerinin ellerindedirler. Hey'et-i hâkimenin müsâadesiyle, bizi bu belâya sokan ve hükûmetin mühim bazı erkânını iğfal eden ve milliyet-perverlik perdesi altında entrikaları çeviren mülhid zâlimlere derim:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.