Sâlisen: Benim gibi pek ciddi bir muhabbetle Türk Milletini seven ve Kur'ânın senâsına mazhariyetleri cihetiyle Türk Milletini pek çok takdir eden ve altıyüz seneden beri bütün dünyaya karşı koyan ve Kur'ânın bayraktarı olan bu millete karşı gayet şiddetli tarafdâr bulunan; ve bin Türk’ün şehâdetiyle, bin milliyetçi Türkçüler kadar Türk Milletine bilfiil hizmet eden ve kıymetdâr otuz-kırk Türk gençleri, namazsız otuzbin hemşehrilerine tercih etmekle bu gurbeti ihtiyar eden ve hocalık haysiyetiyle izzet-i ilmiyeyi muhâfaza eden ve hakàik-ı îmâniyeyi pek vâzıh bir sûrette ders veren bir insanın; on sene ve belki yirmi-otuz sene zarfında, yirmi-otuz değil, belki yüz, belki binler talebesi, sırf îmân ve hakikat ve âhiret noktasında onunla fedâkârâne bağlansa ve âhiret kardeşi olsalar çok mudur ve zararı mı var? Hiç ehl-i vicdân ve insaf bunları tenkide cevâz verir mi? Ve bunlara cem'iyet-i siyâsiye nazarıyla bakabilir mi?
Râbian: On sene zarfında yüz banknot ile idare eden ve günde, bazen kırk para ile geçinen ve yetmiş yamalı bir abâyı yedi sene giyen bir adam hakkında: “Nereden para alıp yaşıyorsun ve teşkilât yapıyorsun?” diyenler, ne kadar insaftan uzak düştüklerini ehl-i insaf anlar.
İkinci Madde:
Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek, güyâ “Hükûmetin serbestî kanunlarını kabûl ettirmesine yardım ediyoruz” entrikasıyla, beni Barla’dan Isparta’ya cebren celbettiler. Baktılar; ben, öyle fitnelere âlet olamıyorum ve öyle her cihetçe vatana, millete, dine zararlı olan akîm teşebbüslere hiçbir meylim yoktur, anladılar ki o vakit plânlarını değiştirdiler. Benim beğenmediğim bir şöhret-i kâzibemden istifade edip, hiç hâtır ve hayâlimize gelmeyen entrikalarla başımıza Menemen hâdise-i vâkıasının bir mevhûm taklidini geçirdiler. Hem millete, hem hükûmete, hem masûm, mevkuf birçok efrâd-ı millete büyük zarar verdiler. Şimdi yalanları meydâna çıktıkça, kurdun keçiye bahâne bulması nev'inden bahâneleri bulup, memurîn-i adliyeyi şaşırtmak istiyorlar. Adliye memurlarının bu mes'elede çok dikkate ve ihtiyata muhtaç olduklarını müdafaa-i milliye hukukum noktasında hatırlatıyorum. Asıl ittiham edilecek onlardır ki, hükûmetin bazı erkânına dalkavukluk edip ve sahtekârlıkla, bir yalancı cem'iyet maskesi altında, bazı sâfdil masûmları, bîçâreleri tehyîc ederek küçük bir hâdise çıkarır; sonra şeytan gibi habbeyi kubbe gösterip, hükûmeti şaşırtır, çok masûmları ezdirir, memlekete büyük zarar verir, kabahati başkalara yükler. İşte bu mes'elemiz aynen böyledir.
