İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 632 / 683
632

tedâvi etmesidir. Bu itibarla bu zamanda Risale-i Nur, vehim ve vesveseleri mahvediyor, akla gelen suâlleri, istifhâmları; nefsi ilzam, kalbi iknâ ederek cevablandırıyor.

Risale-i Nur, hem aklı, hem kalbi tenvir eder, nurlandırır; hem nefsi musahhar eder. Bunun içindir ki; yalnız akılla giden ehl-i mekteb ve ehl-i felsefe ve kalb yoluyla giden ehl-i tasavvuf, Risale-i Nura sarılıyorlar. Ve ehl-i mekteb ve felsefe anlıyorlar ki, hakîki münevverlik, akıl ve kalb nurunun mezciyle kàbildir. Yalnız akılla gitmek, aklı göze indiriyor. Bu hâl ise, bir kanadı kırık olanın mahkûm olduğu sukùtu netice veriyor. İhlâslı, hàlis ehl-i tasavvuf idrak ediyor ki, demek zaman eski zaman değildir; böyle bir zamanda, hem kalb ile hem akıl ile bizi hakikat yolunda götürecek ve hakikate vâsıl edecek Kur'ânî bir yol lâzımdır ki, biz zülcenâheyn olabilelim. (Hâşiye-1) [^1] İntibâha gelmiş olan ehl-i medrese vâkıf oluyorlar ki, eski zamanda medrese usûlü ile onbeş senede elde edilebilen îmânî ve İslâmî netice bu zamanda, Risale-i Nur’la onbeş haftada elde edilebiliyor. Üstadımız buyuruyorlar ki: “Bir sene Risale-i Nur derslerini anlayarak ve kabûl ederek okuyan kimse, bu zamanın mühim ve hakikatli bir âlimi olabilir.

[^1]: (Hâşiye-1) Yetmiş - seksen senelik bir seyr-i sülûkle kutbiyete ve gavsiyete erişen pek ender zâtların bir noktaya kadar gidip "Burası müntehâdır, ilerisine gidilmez." dedikleri mertebeleri, Bediüzzaman, Kur'ândan bulduğu bir yolla, ilimle daha ilerisine gittiğini, Arabî Mesnevî-i Nuriye Mecmuası'nı mütâlaa eden zâtlar söylüyorlar. Büyük bir şâheser olan bu Arabî eseri mütâlaa eden o müdakkik ehl-i ilim, "Bu eserdeki çok derin ve pek ince ve gayet derecede yüksek hakikatlerden ne kadar istifade edebilsek bize kârdır." diyorlar.

Risale-i Nur, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin nurânî meşrebini ve Sahâbe-i Kirâm’ın àlî seciyesini beyân eden bir nur ve feyiz hazinesidir. İşte bu mezkûr vaziyet, bugünkü dünyaya taptaze, nurânî bir hayat ve yepyeni bir veche vererek şu hakikati gösteriyor ki, çoktandır birbirine muârız zannedilen ehl-i mekteble ehl-i medreseyi ve ehl-i tekyeyi, Risale-i Nur tevhid ve te'lif ediyor. Hem de, muâraza hâlinde olan Şark’la Garb’ı barıştırıyor. İttihâd-ı İslâmı meydâna getirmek için çalışan Ehl-i İslâma yegâne çarenin Risale-i Nur olduğu mütehassıs zâtlar tarafından kabûl ve tasdik edilmektedir. Hem, bugünkü dünyadaki ihtilâfları halledecek olan; aklen, fikren terakkî etmiş yirminci asır insanlarına hak ve hakikati anlatabilecek yepyeni bir ilmî keşfiyâtı ve bir teceddüdü, Amerika’da, Avrupa’da hususan Almanya’da taharrî eden cereyanlar meydâna gelmiş; eğer idrak edebilirler ve görebilirlerse, işte Risale-i Nur Külliyatı... Nitekim bu hakikatin idrak edilmeye başlandığını gösteren emâreler bahtiyar Alman Milleti içinde görülmektedir. (Hâşiye-2) [^2]

[^2]:(Hâşiye-2) Avrupa'da Hıristiyanlar içinde bir tek kasabada altmışbeş aded sarıklı genç Nur Talebesinin çıkması, bunun bir nümûnesidir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.