İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 600 / 683
600

bina-yı Sübhânî olan bedenini, yalnız Allah yolunda yıpratmış olan büyük bir Müslüman; bugün “Demokrasi vardır.” denilen bir gün, kalkıyor, yalnız “Allah” diyor, “Kitab” diyor, “Resûl” diyor ve gençliğe, “Dikkat!” diyor. Der demez arkasından savcı (da'vâyı açan savcı) yapışıyor:

Gel buraya... Suç işledin! diyor.

Ve âfâkı kapkara bir zulmet kaplamıştır.

Fakat, bakın şu asîl ve necîb ihtiyar Müslümana! Ne kadar sâkin ve ne kadar rahattır. Zîra kesrette değil, vahdettedir. Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur. Belâ zindânında safâyı seyretmektedir. Cefâ sofrasında vefâ bulan, mazhar-ı tecellî olandır. Zîra eşya hakikatlerinden haberdardır. Kesâfeti letâfete kalbetmiştir. Kanı çekilmiş, damarlarında kan yerine, feyz-i Hak ve nur cereyan etmektedir ve savcı (da'vâyı açan savcı) bu Müslümanı kolundan yakalamış, hapse sürüklemektedir.

Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr-i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın? Ne mi yaptı? Bakın savcıya (da'vâyı açana) göre neler ve neler yaptı?

“Gençlik Rehberi” adıyla bir kitab çıkardı.

A- Lâikliğe aykırı hareket etti. Allah, din, îmân lâikliğe aykırı olur mu? Olur. Peki, başka?

B- Devletin ictimâî, iktisadî, siyâsî ve hukukî temel nizâmlarını dinî esâslara uydurmak istedi. Nasıl, niçin ve ne maksadla yaptı bunları?..

C- Şahsî nüfûz te'min ve te'sis etmek maksadıyla.

Peki, ya siyâsî menfaat kasdı var mı acaba? Hayır bu yok. Ehl-i vukûf da bu maksadı görmemiş. Savcı da bunu diyemiyor. Peki amma, mâdem ki siyâsî menfaat kasdı yokmuş, bu pîr-i fânînin şahsı, cüssesi, bedeni ne ki, dünyadan ne bekliyor ki nüfûz te'min etmek istesin?

Savcı, “Ben orasını bilmem.” diyor, “İstiyor işte. Hem bunu böylece bilirkişiler de söylüyorlar.”

Peki, nasıl yaptı bu işleri bu Müslüman?

A- Dini, dinî hissiyatı ve dince mukaddes tanılan şeyleri âlet etmek sûretiyle.

Nedir bu mukaddes tanınan şeyler? İslâm Dini, Müslümanlık hisleri, Allah kelimesinin kalbdeki haşyeti, Kur'ân, tefsir... Demek savcı bunları biliyor. Bunların mukaddesât olduğuna inanıyor.

Peki amma, bunları bilmek, inanmak ve sonra söylemek âlet etmek midir? Evet, da'vâyı açan savcıya göre âlet etmektir. Öyle ise savcı da

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.