Sekizincisi: “Beşinci Şuâ”, iki sene Denizli ve Ankara Mahkemelerinin ellerinde kalıp, sonra bize iâde ettiklerinden, Denizli Mahkemesinde berâetimizi netice veren müdafaâtımla beraber, “Sirâcü'n-Nur”un âhirinde yazılmış. Gerçi evvelce mahrem tutuyorduk; fakat, mâdem mahkemeler onu teşhîr edip berâetle bize iâde ettiler; demek bir zararı yoktur diye teksirine izin verdim.
Ve o Beşinci Şuâ’ nın aslı, otuz-kırk sene evvel yazılmış müteşâbih hadîslerdir. Fakat ümmette, eskiden beri intişar eden bir kısmına, gerçi bazı ehl-i Hadîs, bir zaafiyet isnâd etmişler. Fakat zâhirî mânâları medâr-ı i'tirâz olmasından sırf ehl-i îmânı şübhelerden kurtarmak için yazıldığı hâlde, bir zaman sonra onun hàrika te'villerinin bir kısmı gözlere göründüğü için, biz onu mahrem tuttuk; tâ yanlış mânâ verilmesin. Sonra, müteaddid mahkemeler onu tedkik edip teşhîrine sebeb olmakla beraber, bize iâde ettikleri hâlde; şimdi beni tekrar onunla suçlu yapmak ne kadar adâletten, haktan, insaftan uzak olduğunu, bizi, kanâat-ı vicdâniye ile mahkûm edenlerin vicdânlarına ve onları dahi Mahkeme-i Kübrâya havâle ederek, ﴾ حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ﴿ deriz.
Dokuzuncusu: Çok mühimdir. Fakat, bizi mahkûm edenlerin Risale-i Nuru mütâlaalarının hatırı için, onları kızdırmamak fikriyle yazmadım.
Onuncusu: Kuvvetli ve ehemmiyetlidir. Fakat, yine onları küstürmemek niyetiyle şimdilik yazmadım. (Hâşiye) [^6]
[^6]:(Hâşiye) Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Mu'cize-i Kübrâ-yı Mi'râcıyla, cin ve inse ve melâikeye Nübüvvetini gösterdiği ve müşrikîne ve münâfıklara karşı, erkân-ı îmâniyenin kutbu olan Zât-ı Zülcelâl'i, Cenneti ve Cehennemi bizzat gözüyle müşâhede edip, Muhammedü'l-Emîn ismiyle müsemmâ olan Zât-ı Mübârekiyle, Cenâb-ı Hakk'ın varlığını ve haşri ve Mahkeme-i Kübrâyı bütün cin ve inse haber verdiği gibi, Risale-i Nur da, "Haşirdeki Mahkeme-i Kübrâya Bir Arzuhâl" olan bu risale ile bu asrın îmânî, i'tikàdî olan istinâd noktaları sarsıldığından, şek ve şübheye düşen ehl-i îmâna ve ehl-i vukûf ve ehl-i hâkimlere, Cenâb-ı Hakk'ın varlığını ve adâletini, Mahkeme-i Kübrâyı ve haşri, âlem-i gaybı, âlem-i şehâdete getirip, kat'iyyen, asla şek ve şübhe olmayacak derecede dalâlete, küfr-ü mutlaka düşenlere Cehennemi ve ehl-i îmâna da Cenneti, bu dünyada gözlere göstermiştir. Bütün nev'-i beşere îmân-ı tahkîkîyi hakkalyakìn isbât etmiştir. Cenâb-ı Hak, Risale-i Nur Müellifi Üstadımızdan ebediyen râzı olsun, Âmîn... Küçük Ali
∗∗∗
