İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 510 / 683
510

Şekvâmızı dinlemeyen ve bizi söyletmeyen ve bahânelerle sıkıştıran bir kısım resmî adamlar, vatan aleyhinde anarşiliğe meydân açıyorlar diye kuvvetli bir vehim hâtırımıza geliyor.

Hem maslahat-ı hükûmet nâmına derim: Mâdem, Beşinci Şuâ’ı, hem Denizli, hem Ankara Mahkemeleri tedkik edip, ilişmemişler, bize verdiler. Elbette onu, yeniden resmiyete koyup dedikodulara meydân açmamak, idarece zarûrîdir. Biz o risaleyi, mahkemelerin ellerine geçmeden ve onu teşhîrlerinden evvel gizlediğimiz gibi, Afyon hükûmet ve Mahkemesi dahi onu medâr-ı suâl ve cevab etmemeli. Çünkü; kuvvetlidir, reddedilmez! Kable'l-vukû' haber vermiş, doğru çıkmış. Hem hedefi dünya değil, olsa olsa ölmüş gitmiş bir şahsa, müteaddid mânâlarından bir mânâsı muvâfık geliyor. Onun dostluğu taassubuyla o gaybî ihbarı ve mânâyı, resmiyete koymamayı ve bizi onunla muâheze etmekle daha ziyâde teşhîrine yol açmamayı, vatan ve millet ve âsâyiş ve idare hesabına ihtar etmeye vicdânım beni mecbur eyledi

Bu mes'elede şahsımın veya bazı kardeşlerimin kusuruyla Risale-i Nura hücum edilmez. O doğrudan doğruya Kur'âna bağlanmış ve Kur'ân da Arş-ı A'zam’a bağlıdır. Kimin haddi var ki elini oraya uzatsın ve o kuvvetli ipleri çözsün. Hem, memlekete maddî ve manevî bereketi ve fevkalâde hizmeti, otuzüç Âyât-ı Kur'âniyenin işârâtıyla ve İmâm-ı Ali Radıyallahu Anh’ın üç kerâmet-i gaybiyesi ile ve Gavs-ı A'zam’ın (R.A.) kat'î ihbarıyla tahakkuk etmiş olan Risale-i Nur; bizim âdi ve şahsî kusurlarımızla mes'ûl olmaz ve olamaz ve olmamalı. Yoksa bu memlekete hem maddî, hem manevî telâfi edilmeyecek derecede zararı olacak.

Risale-i Nura karşı gizli düşmanlarımızdan bazı zındıkların şeytanetiyle çevrilen plânlar ve hücumlar inşâallâh bozulacaklar, onun şâkirdleri başkalara kıyâs edilmez, dağıttırılmazlar, vazgeçirilmezler, Cenâb-ı Hakk’ın inâyetiyle mağlûb edilmezler. Eğer maddî müdafaadan Kur'ân bizi men'etmeseydi, bu milletin can damarı hükmünde umumun teveccühünü kazanan ve her tarafta bulunan o şâkirdler Şeyh Said ve Menemen hâdiseleri gibi, cüz'î ve neticesiz hâdiselerle bulaşmazlar. Allah etmesin, eğer mecburiyet-i kat'iyye derecesinde onlara zulmedilse elbette gizli zındıklar ve münâfıklar bin derece pişman olacaklar!...

Elhâsıl: Mâdem biz ehl-i dünyanın dünyalarına ilişmiyoruz, onlar da bizim âhiretimize ve îmânî hizmetimize bu derece ilişmesinler.....

Evet, biz bir cemâatiz. Hedefimiz ve programımız; evvelâ kendimizi, sonra milletimizi i'dâm-ı ebedîden ve dâimî, berzahı haps-i münferitten kurtarmak ve vatandaşlarımızı anarşilikten ve serserilikten muhâfaza etmek ve iki hayatımızı imhaya vesile olan zındıkaya karşı Risale-i Nurun çelik gibi hakikatleriyle kendimizi muhâfazadır...

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.