İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 497 / 683
497

zulüm ve işkenceleri işittikçe, ona karşı kalblerinde daha ziyâde bir sevgi ve bağlılık husûle gelmektedir. Ve diyorlar ki: “Bediüzzaman gibi bir din kahramanını ve öyle büyük ve mübârek bir zâtı hapislere koymak, onun eserlerinin serbest okunmasına mâni olmak, dini, Anadolu’dan kaldırmağa çalışmanın ve İslâmiyeti yıkmağa çabalamanın bir ifâdesidir.” diye, komünist ve dinsizlerin yaptırdıkları işkence ve zulümlerin düşmanı kesiliyorlar. Bunun için, hükûmet, her işten evvel hükûmet aleyhinde çevrilen bu plânı akîm bırakmak için, Bediüzzaman’ı tamamen serbest bırakması lâzımdır. Yoksa, Bediüzzaman ezildikçe, halk, hükûmet aleyhtarı (Hâşiye) [^1] olacaktır. Din, vatan ve milletin selâmeti nâmına bu hakikati ihbar etmeyi bir vecîbe biliyoruz.

[^1]: (Hâşiye) Bu hakikat 1950 seçimlerinde tamamen tahakkuk etmiş; Bediüzzaman'ı, yirmibeş sene bir istibdâd-ı mutlak ve eşedd-i zulüm ve müdhiş işkenceler içinde bırakan din aleyhtarı eski hükûmet, büyük bir ekseriyet tarafından yıkılmış ve dinimizin üzerindeki zulüm ve istibdâdı kaldırmakta olan Demokrat Parti iktidara getirilmiştir.

Evet, Bediüzzaman, bin dokuzyüz kırkdörtte Denizli Mahkemesi’nde berâet ettiği hâlde, Afyon Vilâyeti’ne bağlı Emirdağı Kazası’nda ikamete memur ediliyor. Orada, kendi âhireti ve Risale-i Nur’la meşgul olurken, bin dokuzyüz kırksekiz senesinde; gizli din düşmanları, yapılan zulümler az geliyormuş gibi aynı nakarât ile “Gizli cem'iyet kuruyor, halkı hükûmet aleyhine çeviriyor; ihtiyarladıkça artan enerjisiyle, kuvvetiyle rejimi yıkmağa çalışıyor. Mustafa Kemâl’e, İslâm Deccâlı, Süfyân! diyor” gibi bir sürü bahânelerle, elli Risale-i Nur Talebesiyle birlikte Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevkediliyor ve hapse konuluyor.

Yapılan derin ve uzun tahkîkat neticesinde, bir tek suç delili bulunamıyor. Fakat, ne oldu ise oldu, ne yaptılarsa yaptılar. Nihâyet, mahkeme –güyâ kanâat-ı vicdâniye ile– Bediüzzaman’a yirmi ay ve müdakkik bir âlime onsekiz ay, yirmiiki kişiye de altışar ay hüküm veriyor. Diğerlerini de, “Bunlar Bediüzzaman’ı büyük bir mürşid olarak bilmişler ve içlerindeki derûnî boşluğu doldurmak için Risale-i Nur’u okumuşlar.” diye berâet veriyor. Hüküm alanları da, “Bediüzzaman’ın kurduğu gizli cem'iyete yardım etmişler!” diye cezalandırıyor. Hükmü derhâl infaz edip hepsini tevkìf ediyorlar.

Tabîi, mahkûmiyet kararı hemen temyiz ediliyor. Temyiz Mahkemesi kısa bir zamanda tedkîkàtını bitirerek, “Mâdem, Bediüzzaman Said Nursî Denizli Mahkemesi’nde aynı suçtan berâet etmiş. Denizli Mahkemesi’nin kararı hatâlı da olsa, temyizin tasdikinden geçen bir da'vâ tekrar taht-ı muhâkemeye alınamaz.” diye, verilen mahkûmiyet kararını esâstan bozuyor. Bunun üzerine yeniden mahkeme başlıyor. Maznunlardan ne istedikleri soruluyor. O, tamamen masûm olan Nur Talebeleri, Temyiz Mahkemesinin

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.