İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 464 / 683
464

Birincisi: Otuz sene evvel Dâru'l-Hikmet’te âzâ iken bir gün arkadaşımızdan ve Dâru'l-Hikmet âzâsından Seyyid Sa'deddin Paşa dedi ki: Kat'î bir vâsıta ile haber aldım; kökü ecnebîde ve kendisi burada bulunan bir zındıka komitesi senin bir eserini okumuş, demişler ki: “Bu eser sâhibi dünyada kalsa, biz mesleğimizi yani zındıkayı (dinsizliği) bu millete kabûl ettiremeyeceğiz.. bunun vücûdunu kaldırmalıyız!” diye, senin i'dâmına hükmetmişler. Kendini muhâfaza et. Ben de:

“Tevekkeltü Alallâh, ecel birdir, tağayyür etmez.” dedim.

İşte bu komite otuz sene belki kırk seneden beri hem tevessü' etti, hem benimle mücâdelede herbir desîseyi istimâl etti. İki defa imha için hapse ve onbir defa da beni zehirlemeye çalışmışlar. En son dehşetli plânları, sâbık Dâhiliye Vekilini ve Afyon’un sâbık Vâlisini ve Emirdağı’nın sâbık Kaymakam Vekilini aleyhime sevketmeleriyle, resmî hükûmetin nüfûzunu bütün şiddetiyle aleyhimde istimâl etmeleridir. Benim gibi zaîf, ihtiyar, merdüm-giriz, fakir, garîb, hizmete çok muhtaç bir bîçâreye o üç resmî memurlar, aleyhimde öyle bir propaganda yapmış ve herkesteki korku o dereceye varmış ki, bir memur bana selâm etse, haber aldıkları vakit değiştirdikleri için, câsusluktan başka hiçbir memur bana uğramadığını ve komşularımın da bazıları korkularından hiç selâm etmediklerini gördüğüm hâlde, inâyet ve hıfz-ı İlâhî bana bir sabır ve tahammül verdi. Emsâlsiz bu işkence ve bu tazyîk beni onlara dehàlete mecbur etmedi. …………….

Üçüncüsü: İki sene, iki mahkeme ellerinde tedkik edilen bütün Risale-i Nur eczâlarında kanunca bir vesile bulamayıp (Hâşiye) [^6] bizi ve Risale-i Nur’u berâet ettirdikten sonra, zındıka komitesi, münâfık bazı memurları vesile ederek, merkez-i hükûmette resmî bir plân çevirip, beni bütün bütün hilâf-ı kanun olarak bütün dostlarımdan ve talebelerimden tecrid ve sıhhat ve hayatım noktasında en fenâ bir yerde, beni nefyetmek nâmı altında, haps-i münferid ve tecrid-i mutlak mânâsında beni Emirdağı’na gönderdiler. Şimdi tahakkuk etmiş ki, iki maksadla bu muâmeleyi yapıyorlar.

[^6]: (Hâşiye) Ya hiçbir cihetle hiçbir kanun, hattâ onların bazı keyfî kanunları bize ve Risale-i Nur'a ilişmiyorlar; veyâhut şimdiki bazı kanunlar iliştiği hâlde, koca Adliyeler ve üç büyük mahkemeler, istikbâlde gelecek şiddetli nefret ve lânetten çekinmek için, Nur'un ve bizim mahkûmiyetimize cesâret edemeyip, ittifakla umumumuzun berâetine ve bütün Risale-i Nur'un iâdesine karar verdiler. Dağ gibi kuvvetli adliyeler çekindiği hâlde, muvakkat bir makamda olan gaddâr şahsiyetlerin bu zulmü yapmaları, elbette semâvâtı ve arzı kızdırıyor; daha hiddetime lüzum kalmıyor.

Birisi: Eskiden beri ihaneti kabûl etmediğimden, beni o sûrette hiddete getirip, bir mes'ele çıkararak mahvıma yol açmaktı.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.