— Onun akîdesi yanlıştır; ricâ ederim, şimdilik buradan başka yere teşrîf ediniz, der.
Abdülkerim’in sözünü kırmaz, yalnız olarak, bedevîlerin meskeni olan Biro Çölü’ne doğru hareket eder. Yolda bedevî eşkıyâlarına tesâdüf eder. Bedevîlerin silâhları mızrak ve Molla Said’in silâhı mavzer olduğundan, eşkıyâlara doğru kurşun atmaya başlar, eşkıyâlar çekilirler. Yoluna devam ederken ikinci çeteye tesâdüf eder. Bu defa eşkıyâlar çok olduğundan etrafını çevirirler. Kendisini öldürecekleri sırada içlerinden birisi tanıyarak:
— Ben bunu Mîran aşîretinin içinde gördüm. Bu meşhûr bir adamdır deyince, derhâl bedevîler çekilerek kusurlarının af buyrulmasını dilerler. Ve korkulu olan yerlerde kendilerine muhâfızlık yapmak istemişlerse de Molla Said reddedip, yalnız olarak yoluna devam eder. Birkaç gün sonra Mardin’e gelir. Mardin ulemâsı muârazaya kalkışırlarsa da muvaffak olamazlar, evlâdları yaşında olan genç Said’de hàrika bir şekildeki ilmî kudreti görünce kendilerine üstad kabûl ederler.
Bu esnâda, Mardin’e gelen iki talebeye tesâdüf etti. Bunlardan birisi, Cemâleddin-i Efganî’ye mensûb olup; diğeri, Tarîkat-ı Sinûsiyeden idi. Bunlar vâsıtasıyla hem Cemâleddin-i Efganî’nin mesleğine, hem de Tarîk-ı Sinûsî’ye âşinâlık peydâ etti.
Molla Said çok genç yaşta iken siyâsî hayata atılır, vatan ve millete hizmete başlar. İlk hayat-ı siyâsiyesi Mardin’de başlamıştır. Bunun üzerine bir mutasarrıfın pençe-i kahrıyla, elleri bağlı, muhâfız nezâretinde Bitlise nefyedildi. Jandarmalarla yolda giderken namaz vakti gelir. Namaz kılmak için, kayıdların açılmasını jandarmalara ihtar eder. Jandarmalar kabûl etmeyince, demir kayıdları bir mendil gibi açarak önlerine atar, jandarmalar, bu hâli kerâmet addedip hayretler içinde kalırlar. Teslîmiyetle, ricâ ve istirham ile:
— Biz şimdiye kadar muhâfızınız idik, bundan sonra hizmetçiniziz! derler (∗) [^6] .
[^6]:(∗): Bir gün Bediüzzaman'a soruldu: - Kaydı nasıl açtın? Dedi: - Ben de bilmem. Fakat, olsa olsa namazın kerâmetidir.
Bitlis’te iken bir gün kendilerine vâli ile bir kısım memurların içki içtikleri ihbar olununca, hiddetlenerek:
— Bitlis gibi dindar bir memlekette hükûmeti temsîl eden bir zâtın irtikâb ettiği bu muâmeleyi kabûl edemem! diyerek içki meclisine gider.
