İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 407 / 683
407

﴾ هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ ﴿ âyetindeki dört muazzam hakikatleri herşeyde gösterip hafîziyeti, a'zamî derecede ve haşri, bahar kolaylığında ve kat'iyyetinde bizlere ders verir.

Evet, bu dört ismin cilveleri en cüz'îden en küllîye kadar cereyan ederler. Meselâ: Nasıl ki bu ağacın menşe'i olan bir çekirdek اَلْاَوَّلُ ismine mazhariyetle o ağacın gayet mükemmel programını ve icâdının noksansız cihâzâtını ve teşekkülünün bütün şerâitini câmi' bir kutucuktur ki, Hafîziyetin azametini isbât eder.

وَالْآخِرُ ismine mazhar olan meyvesi ise, çekirdekleriyle o ağacın işlediği bütün fıtrî vazifelerinin fihristesini ve amellerinin listesini ve hayat-ı sâniyesinin düsturlarını ihtiva eden bir sandukçadır ki, a'zamî derecede Hafîziyete şehâdet eder.

وَالظَّاهِرُ ismine mazhar olan o ağacın sûret-i cismâniyesi ise, öyle tenâsüblü ve san'atlı ve süslü bir hulle, bir libâs ve ayrı ayrı nakışlar ve zînetler ve yaldızlı nişanlar ile tezyîn edilmiş; güyâ yetmiş renkli bir hûri elbisesidir ki, Hafîziyet içinde azamet-i kudret ve kemâl-i hikmet ve cemâl-i rahmeti gözlere gösterir.

وَالْبَاطِنُ ismine âyine olan o ağacın içindeki makinesi ise, öyle muntazam ve mükemmel ve mu'cizâtlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne ve hiçbir dalı ve meyveyi ve yaprağı gıdâsız bırakmayan mîzanlı bir kazan-ı erzâktır ki; Hafîziyet içinde kemâl-i kudret ve adâlet ve cemâl-i rahmet ve hikmeti güneş gibi isbât eder.

Aynen öyle de, küre-i arz, senevî mevsimler cihetinde bir ağaçtır. “İsm-i Evvel” cilvesiyle güz mevsiminde Hafîziyete emânet edilen bütün tohumlar ve çekirdekler, bahar çarşafını giyen zemin yüzünün milyarlar dal, budak, meyve veren ve çiçek açan ağacının teşkilâtına dair İlâhî emirlerin mecmuacıkları ve kaderden gelen düsturların listeleri ve geçen yazın işlediği vazifelerin küçücük sahife-i amelleri ve defter-i hidemâtıdır ki; bilbedâhe bir Hafîz-i Zülcelâl-i ve'l-İkram’ın hadsiz kudret, adâlet, hikmet, rahmet ile iş gördüğünü gösteriyor.

Ve senevî zemin ağacının âhiri ise, ikinci güzde o ağacın gördüğü bütün vazifelerini ve esmâ-i İlâhiyeye karşı ettiği bütün fıtrî tesbihâtlarını ve gelecek bahar haşrinde neşir olabilen bütün sahâif-i a'mâllerini, zerrecik ve küçücük kutucukların içine koyup, Hafîz-i Zülcelâl’in dest-i hikmetine teslîm eder, هُوَ الْآخِرُ ismini hadsiz dillerle kâinât yüzünde okur.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.