İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 25 / 683
25

muvaffakıyet ve kemâlât beyân edilmiş ve bunlar ne için neşredilmiş? Hattâ ilmî eserlerinin bir çoğunun arkasında bu nev'i takrizler konulmuş?...

Cevab: Bu hususta mukni' cevablar bazı mektûblarda vardır. Bir hülâsası şudur: Bediüzzaman’ın Risale-i Nurun neşriyle hizmeti, doğrudan doğruya Kur'ân hesabınadır. Îmân hakikatlerinin neşri, Müslümanların îmânlarının takviyesi, kuvvetlenmesi, dolayısıyla İslâm Dininin teâlî etmesi, din düşmanlarının müfsid hücumlarının def' edilmesi ve İslâm Dininin insanlar arasında maddî ve manevî kemâlâtın zübde ve hülâsası olduğunu âleme ilân etmek ve herkese kanâat-ı kat'iyye vermek için zikredilmiştir. Yukarıda bahsedildiği gibi aleyhte olanlar öyle insafsızca hücumlarda bulunmuşlardır ki; Said Nursî, hadsiz muârızlara, çok kuvvetli ve kesretli düşmanlara karşı az, fakir ve zaîf olan Risale-i Nur Talebelerine, kuvve-i maneviye, gaybî imdâd, teşci', sebat ve metânet vermek için Risale-i Nur hakkındaki ikram-ı İlâhî ve hizmetin makbûliyetine ait inâyet-i Rabbâniyeyi zikretmiş; insafsız hücum ve asılsız iftiralara karşı mecburiyetle müdafaaya geçilmiştir.

Hem Tarihçe-i Hayat’a geçen bir mektûbunda, Bediüzzaman:

“Ben itiraf ediyorum ki; böyle makbûl bir eserin mazharı olmağa hiçbir vecihle liyâkatim yoktur. Fakat çok ehemmiyetsiz bir çekirdekten koca dağ gibi bir ağacı halketmek kudret-i İlâhiyenin şe'nindendir ve âdetidir ve azametine delildir. Ben kasemle te'min ederim ki; Risale-i Nuru senâdan maksadım, Kur'ânın hakikatlerini ve îmânın rükünlerini te'yid ve isbât ve neşirdir. Hàlık-ı Rahîmime yüzbinler şükür olsun ki; beni kendime beğendirmemiş, nefsimin ayıplarını ve kusurlarını bana göstermiş ve o nefs-i emmâreyi başkalara beğendirmek arzusu kalmamış. Kabir kapısında bekleyen bir adamın, arkasındaki fânî dünyaya riyâkârâne bakması, acınacak bir hamâkattir ve dehşet verici bir hasârettir. İşte bu hâlet-i rûhiye ile, yalnız hakàik-ı îmâniyenin tercümânı olan Risale-i Nurun, Kur'ânın malı olarak meziyetlerini izhâr ediyorum. Sözlerdeki hakàik ve kemâlât benim değil, Kur'ânındır ve Kur'ândan tereşşuh etmiştir. Mâdem ben fânîyim, gideceğim; elbette bâkî olacak bir şey ve bir eser, benimle bağlanmamak gerektir ve bağlanmamalı. Evet, lezzetli üzüm salkımlarının hâsiyetleri kuru çubuğunda aranılmaz. İşte ben de öyle kuru çubuk hükmündeyim.”

Evet, Said Nursî, Risale-i Nurla dinsizliğe ve İslâmiyet aleyhindeki cereyanlara karşı giriştiği Kur'ân ve îmân hizmetinde çok yardımcılara, hükûmet ve milletçe teşvik ve müzâherete muhtaç iken bil'akis çeşitli iftira, tezvir ve ithamlarla hapse sürülmek, eserlerini imha etmek,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.