İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 241 / 683
241

vererek, müellifinin harbdeki mücâhedâtı takdirkârâne yâdedilen bir adam; böyle âdi bir beygir hırsızı veyâhut kız kaçırıcı ve bir yankesici gibi en aşağı bir cinayetle kendini bulaştırıp, izzet-i ilmiyesini ve kudsiyet-i hizmetini ve kıymetdâr binler dostlarını rezîl edip sukùt edemez ki; siz onu bir senelik ceza ile mahkûm edip, âdi bir keçi, koyun hırsızı gibi muâmele edesiniz... Ve sebebsiz, on sene sıkıntılı bir tarassudla tâzib ettikten sonra; şimdi de bir sene hapis ile beraber, bir sene de nezâret altında tutmak sûretiyle (pâdişahın tahakkümünü kaldıramadığı hâlde) garazkâr bir hafiyenin veya âdi bir polisin tahakkümü altında azâb vermekten ise, i'dâm edilmesini daha evlâ görür. Eğer böyle bir adam dünyaya karışsaydı ve karışmaya arzusu olsaydı ve hizmet-i kudsiyesi müsâade etseydi, Menemen Hâdisesi’nin ve Şeyh Said Vâkıası’nın onar misli olacak bir tarzda karışırdı. Dünyaya işittirecek bir top sadâsı, bir sinek sadâsına inmeyecekti.

Evet, hükûmet-i cumhûriyenin nazar-ı dikkatine arzediyorum ki; beni bu belâya sevkeden gizli komitenin yaptığı tedâbir ve ettiği propaganda ve entrikalar bu hâli gösteriyor. Çünkü hiçbir hâdisede görülmemiş bir tarzda umumî bir propaganda, bir entrika ve bir dehşet aleyhimize döndüğüne delil şudur ki: Altı aydır, yüzbin dostum varken, hiçbiri bana bir mektûb yazamadı, bir selâm gönderemedi; hükûmeti iğfale çalışan entrikacıların ihbarâtıyla Vilâyât-ı Şarkıyeden, tâ Vilâyât-ı Garbiyeye kadar her yerde istintaklar, taharriyâtlar devam ettiğidir. İşte, entrikacıların çevirdikleri plân, benim gibi binler adamı en ağır cezaya çarpacak bir hâdiseye göre tertib edilmiş; hâlbuki en âdi bir adamın, en âdi bir hırsızlığı gibi bir hâdiseyi andıracak bir ceza vaziyetini netice verdi. Yüzonbeş adamdan, onbeş masûmlara beş-altı ay ceza verildi.

Acaba dünyada hiçbir zîakıl, elinde gayet keskin elmas kılınç bulunsa, müdhiş bir arslanın veya ejderhanın kuyruğuna hafifçe iliştirip, kendine musallat eder mi? Eğer maksadı tahaffuz veya döğüşmek ise, kılıncı başka yere havâle eder. İşte sizin nazarınızda ve vehminizde beni o adam gibi telâkki etmişsiniz ki; beni bu tarzda cezaya, mahkûmiyete çarptınız. Eğer bu derece hilâf-ı şuûr ve muhâlif-i akıl hareket ediyorsam, koca memlekete dehşet verip propaganda ile efkâr-ı âmmeyi aleyhime çevirmek değil, belki âdi bir divâne gibi tımarhâneye gönderilmem lâzım gelir. Eğer verdiğiniz ehemmiyete mukâbil bir adam isem, elbette arslanı kendine saldırtmak ve ejderhayı kendine hücum ettirmek için, o keskin kılıncı onların kuyruklarına uzatmaz; belki mümkün olduğu kadar kendini muhâfaza edecek... Nasıl ki on sene ihtiyarî bir inzivayı ihtiyar edip, tâkat-i beşerin fevkınde sıkıntılara tahammül ederek, hükûmetin işine hiçbir cihetle karışmadım ve karışmak arzu etmedim... Çünkü hizmet-i kudsiyem beni men'ediyor.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.