(Hâşiye) [^1] . Diğer taraftan Bediüzzaman’ın hapse konulmasından mütevellid muhtemel bir isyan hareketinin vukû'undan korkan istibdâd ve ceberût devrinin hükûmet reisi, Şark Vilâyetlerine seyahate çıkıyor.
[^1]:(Hâşiye) Evet, zulmün sonu, zâlimin mahvına olarak öyle tecellî eder ve etmiştir ki; o plânları yapanlar, şimdi ölümün i'dâm-ı ebedîsine mahkûm bir vaziyette Cehennemin esfel-i sâfilînine yuvarlanmakta, tam mağlûbiyet ve Cehennem azâbından daha şedîd azâblar içerisinde şevketi sönmüş olarak zelîlâne bir ömür geçirmektedirler. Bediüzzaman ise îmân ve İslâmiyetin bahâdır ve kahraman bir hàdimi olarak, İslâmî bir izzet ve îmânî bir şehâmetle hâlâ yaşamakta, Kur'ân ve îmân hizmetini devam ettirmekte ve İslâmî zaferleriyle Müslüman Türk Milletine ve Âlem-i İslâma manevî bayramlar idrak ettirmektedir.
Hâlbuki Bediüzzaman, ömrü boyunca müsbet hareket etmeyi düstur edinmiş; “Birkaç adamın hatâsıyla yüzer adamların zarar görmesine sebeb olunamaz.” demiştir. Bunun içindir ki, yapılan o kadar gaddârâne zulümler esnâsında bir tek hâdise meydâna gelmemiş ve Bediüzzaman Said Nursî, talebelerine dâima sabır ve tahammül ve yalnız îmân ve İslâmiyete çalışmayı tavsiye etmiştir. Ve bu gibi evhâmların, dinsizlik hesabına, maksad-ı mahsûsla husûle getirildiğini herkes anlamıştır. Bediüzzaman yüz yirmi talebesiyle beraber 1935’de Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevkediliyor. Ânî yapılan araştırmalarla elde edilen bütün risale ve mektûblar meydânda olduğu hâlde, mahkûmiyetlerini intac edecek bir delile rastgelinememiş ve neticede kanâat-ı vicdâniye ile keyfî bir sûrette Said Nursî’ye onbir ay ve on beş arkadaşına da altışar ay ceza vererek; mütebâki kalan yüz beş kişiyi berâet ettirmiştir.
Hâlbuki isnâd edilen suç sâbit olsaydı, Bediüzzaman Said Nursî’nin i'dâmına ve arkadaşlarının da hiç olmazsa ağır hapsine hükmedilecekti. Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman i'tirâz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya berâetine veya i'dâmına veyâhut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini ısrarla istemiştir.
Burada, hàrika bir hâdiseyi nakletmeden geçemeyeceğiz. Şöyle ki:
Bediüzzaman hapiste iken, bir gün, o zamanın Eskişehir Müddeiumumîsi Üstadı çarşıda görür. Hayret ve taaccüble ve vazifesine son vereceği ihtarıyla, hapishâne müdürüne:
— Ne için Bediüzzaman’ı çarşıya çıkardınız? Şimdi çarşıda gördüm, der. Müdür de:
