İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 9 / 683
9

galebe çalacağı, ezelden ebede değişmeyecek olan İlâhî kanunların başında gelen bir hakikat olduğu güneşler gibi belirdi.

Herhangi bir iklimde zuhûr eden bir ıslahatçının mâhiyet ve hakikatini, sadâkat ve samîmiyetini gösteren en gerçek mi'yâr, da'vâsını ilâna başladığı ilk günlerle, muzaffer olduğu son günler arasında ferdî ve ictimâî, uzvî ve rûhî hayatında vücûda gelen değişiklik farklarıdır, derler.

Meselâ: O adam ilk günlerde mütevâzi, âlîcenâb, ferâğat ve mahviyetkâr.. hülâsa, bütün ahlâk ve fazilet bakımından cidden örnek olan gayet temiz ve son derece de mümtâz bir şahsiyetti. Bakalım, cihadında muzaffer olup; hislerde, emellerde, gönüllerde yer tuttuktan sonra yine o eski temiz ve örnek hâlinde kalabilmiş mi? Yoksa zafer neş'esiyle birçok büyük sanılan kimseler gibi yere göğe sığmaz mı olmuş?

İşte büyük-küçük herhangi bir da'vâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.

Tarih boyunca bu müdhiş imtihanı kazanmanın şâheser misâlini, evvelâ Peygamberler ve bilhassa Sultanü'l-Enbiyâ Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz, sonra Onun Halife ve Sahâbeleri ve daha sonra onların nurlu yolunda yürüyen büyük zâtlar vermişlerdir. ∗∗∗

Peygamber Efendimiz, şu اَلْعُلَمَاءُ وَرَثَةُ الْاَنْبِيَاءِ yani: “Âlimler, Peygamberlerin vârisleridirler” hadîs-i şerîfleriyle âlim olmanın pek kolay bir şey olmadığını, i'câzkâr belâğatları ile beyân buyuruyorlar.

Zîra mâdemki bir âlim, Peygamberlerin vârisidir, o hâlde, hak ve hakikatin tebliğ ve neşri hususunda, aynen onların tutmuş oldukları yolu takib etmesi lâzımdır. Her ne kadar bu yol; bütün dağ, taş, çamur, çakıl, uçurum.. daha beteri; takib, tevkìf, muhâkeme, hapis, zindân, sürgün, tecrid, zehirlenme, i'dâm sehpaları ve daha akıl ve hayâle gelmeyen nice bin zulüm ve işkencelerle dolu da olsa...

İşte Bediüzzaman, yarım asırdan fazla o mukaddes cihadı ile bütün ömrü boyunca bu çetin yolda yürüyen ve karşısına çıkan binlerle engeli bir yıldırım sür'ati ile aşan ve Peygamberlerin vârisi olan bir âlim olduğunu amelî bir sûrette isbât eden bir zâttır.

Kendisinin, ilmî, ahlâkî, edebî birçok fazilet ve meziyetleri arasında beni en çok meftûn eden şey; O’nun o dağlardan daha sağlam, denizlerden daha derin, semâlardan daha yüksek ve geniş olan îmânıdır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.