Birinci suâl: (Hâşiye) [^18] Gazetelerin aldatmalarıyla meşrû bilerek buradaki görenek ve âdâta binâen cereyan-ı umumiye kapılan sâfdillerin cezası nedir?
[^18]: (Hâşiye) Bu suâller, kırk-elli masûm mahpusun tahliyesine sebeb oldu.
İkinci suâl: Bir insan yılan sûretine girse, yâhut bir velî haydut kıyafetine girse veyâhut meşrûtiyet, istibdâd şekline girse; ona taarruz edenlerin cezası nedir? Belki, hakikaten onlar yılandırlar, haydutturlar ve istibdâddırlar!
Üçüncü suâl: Acaba müstebid yalnız bir şahıs mı olur? Müteaddid şahıslar müstebid olmaz mı? Bence, kuvvet kanunda olmalı, yoksa istibdâd münkasım olmuş olur ve komitecilikle tam şiddetlenir.
Dördüncü suâl: Bir masûmu i'dâm etmek mi, yoksa on cânîyi affetmek mi daha zarardır?
Beşinci suâl: Maddî tazyîkler, ehl-i meslek ve fikre galebe etmediği gibi daha ziyâde nifâk ve tefrika vermez mi?
Altıncı suâl: Bir mâden-i hayat-ı ictimâiyemiz olan ittihâd-ı millet, ref'-i imtiyazdan başka ne ile olur?
Yedinci suâl: Müsâvâtı ihlâl ve yalnız bazılara tahsîs ve haklarında kanunu tamamıyla tatbik etmek; zâhiren adâlet iken, bir cihette acaba müsâvâtsızlıkla zulüm ve garaz olmaz mı? Hem de tebrie ve tahliye ile masûmiyetleri tebeyyün eden ekser-i mahpusînin, belki yüzde sekseni masûm iken; acaba ekseriyet nokta-i nazarında bu hâl hükümfermâ olsa, garaz ve fikr-i intikam olmaz mı? Dîvân-ı Harbe diyeceğim yok, ihbar edenler düşünsünler!
Sekizinci suâl: Bir fırka kendisine bir imtiyaz taksa, herkesin en hassas nokta-i asabiyesine dâima dokundura dokundura zorla herkesi meşrûtiyete muhâlif gibi gösterse ve herkes de onların kendilerine taktığı ism-i meşrûtiyet altında olan muannid istibdâda ilişmiş ise, acaba kabahat kimdedir?
Dokuzuncu suâl: Acaba bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibaha etse, sonra da zâyiât vukû' bulsa, kabahat kimdedir?
Onuncu suâl: Fikir ve söz hürriyeti verilse, sonra da muâheze olunsa; acaba bîçâre milleti ateşe atmak için bir plân olmaz mı? Böyle olmasa idi, başka bahâneyle mevki-i tatbike konulacağı hayâle gelmez mi idi?
Onbirinci suâl: Herkes meşrûtiyete yemîn ediyor. Hâlbuki ya müsemmâ-yı meşrûtiyete kendi muhâlif veya muhâlefet edenlere karşı sükût etse, acaba keffâret-i yemîn vermek lâzım gelmez mi? Ve millet
