dinî aşkınızdan ve hàs nura müstağrak rûhunuzdan doğma olduğundan, o Nur’un elektrizasyonuyla münevver kalbleri tehyîc ve temevvüce düşürmemek mümkün değildir. Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukâbil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyân olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmî hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.
Sâniyen: Gönderilmesine lütfettiğiniz “Hutbe-i Şâmiye”, “Şekvâ” ve sâir mahkeme kararı ile mektûblar melfûfâtını alarak fevkalhad memnun oldum. Bunun cevabını vermek üzere iken, Kerkük’ten Ahmed Ramazan kardeşimizden gönderilen “Sözler Mecmuası”nı aldım. Onun için de bînihâye tahassüslerle meşhûn-u mesâr oldum. Ona da şimdi sizinle beraber teşekkür bâbında mektûb yazıyorum. Bu memnuniyet ve teşekkürlere dahi cemâatimizin bütün efrâdı iştirâk ederek hepinizi selâmlar ve azîz Nurdaşlarıyla kardaşlanırlar. ...................
Gerek ben ve gerekse bütün ihvânımız Üstad Hazretlerine bağlılığı şöyle telâkki ediyoruz: Âfâk ve enfüsten müstedlel âyât-ı bînihâyeyi en iyi tefsir edecek bir insan-ı kâmile her asır muhtaçtır. Asrımızda, Şark ve Garb’da fâzıl ve muktedir çok ulemâ yok değildir; fakat fânî menfaatlerden mütecerrid, sırf Nur-u Bâkî ile mütenevvir ve mütelezziz gavs-ı ferîd makamında en ziyâde bir mu'temede ihtiyaç vardır. Bu evsâf-ı mebhuse ile Üstad-ı Kebîr muttasıf olduğundan zamanımızın kutbu mesâbesindedir. Ona tebaiyet, tam uyulmağa lâyık bir muktedâ-bihe iktidâ mânâsındadır. Zamanın müceddidi imâm-ı kübrâsı fetrete uğradığına göre, böyle bir mürşid-i a'zama merbûtiyet vâcib derecesine varmıştır. İşte bu sâika, bizi ve onları düşünmeğe bile sevketmeden Üstad-ı Kebîre rabtediyor. Bunu yapan, onlardaki îmân bağının, kendisinde mevcûd bulunan nur-u aslînin, nur kaynağının merkez sıkletindeki câzibe kuvvetine incizab ve incilâbıdır. Bunlar, bu eserleri şimdi mütâlaa ve müzâkere etmekle, tahsilleri az zamanda bazısının derhâl husûliye münkalib olmaktadır... Yani derhâl, Nur mevzûunu idrak kàbiliyetiyle mütefeyyiz oluyorlar.
هذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى ❀ هذَا رَحْمَةٌ مِنْ رَبِّى Onun için, fazl ve rahmetine karşı ne kadar hamd ü senâ edilse azdır. ................... .....
Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla îkazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azîm ve metânetler lâzımdır. İnşâallâh her ufukta, her kuturda böyle çalışılması İslâmiyet’in halâs-ı umumîsini mûcib ve müntic olacaktır.
Hâfız Ali ∗∗∗
