İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 649 / 683
649

bir hadîs-i şerîfiyle emretmiş olmasıdır. Mâdem harbde bu ruhsat var. Ve mâdem cemâat hayrı da sünnet olduğu hâlde, o sünnete riâyet etmek en büyük bir hâdise-i dünyeviyeye tercih edilmiş. Üstad-ı mutlakın böyle bir işâretinden bir nüktecik alarak, biz de rûh ve canımızla ittibâ' ediyoruz.

İkincisi: Kahraman-ı İslâm İmâm-ı Ali Radıyallahu Anh, Celcelûtiye’nin çok yerlerinde ve âhirinde bir himâyetçi istemiş ki, namaz içinde huzuruna gaflet gelmesin. Düşmanları tarafından ona bir hücum mânâsı hâtırına gelmemek, sırf namazdaki huzuruna pekçok olan düşmanları tarafından bir hücum tasavvuru ile namazdaki huzuruna mâni olunmamak için bir muhâfız ifriti Dergâh-ı İlâhîden niyâz etmiş.

İşte bu bîçâre, ömrü bu zamanda hodfürûşluk içinde yuvarlanan bîçâre kardeşiniz de; hem sebeb-i hilkat-i âlemden, hem kahraman-ı İslâmdan bu iki küçük nükteyi ders aldım. Ve bu zamanda çok lâzım olan Kur'ânın esrârına ehemmiyet vermekle harb içinde rûhunun muhâfazasını dinlemeyerek, Kur'ânın bir harfinin bir nüktesini beyân etmiş.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.