Kat'iyyen haber aldık ki: Hàriçte bazı yerde bir milyon gençler “Müsâlemet-i umumiyeyi te'min edecek Risale-i Nurdur.” demişler. Sulh-u umumî tarafdârı Almanya ve Amerika gibi bazı ecnebîlerin de Risale-i Nuru tercümeye başladığını haber aldık.
Hâmisen: Eğer resmî adamlar bazı yeni kanunlara yanlış mânâlar verip bir-iki satırına ilişseler benim bedelime deyiniz ki: “Bir adamın hatâsı ile, yirmibin komşusu cezalandırılır mı, hapsedilir mi? Dünyada böyle hükmeden hiçbir kanun var mı?” İşte her sahifesi yirmi satır olan beşyüz sahifelik bir kitabın bir satırında bir adama şiddetli tokat vurmuşsa; evvelâ isim muayyen değil, orada mes'ûliyet yok... Şâyet olsa da, sansür gibi o satır silinir. O kitabı müsâdere etmek, onbin adamı hapse sokmak gibi kâinâtta işitilmemiş bir kanunsuzluk, bir zulüm olduğu gibi, öteki yirmibin satırlar şimdiye kadar yirmibin adamın îmânını kuvvetlendirdiği cihetle yirmibin hasene ve iyilik olduğundan elbette o hatâyı ve seyyieyi affettirir...
Ben şiddetli hasta olmasaydım daha konuşacaktım. Siz hizmetkârlarım tashih ve ıslah edersiniz. Hattâ münâsib görseniz, ma'nen polislerin bir vazifesini gören Risale-i Nurun âsâyiş hizmetinde polislere büyük bir kuvvet olan derslerine polisler herkesten ziyâde tarafdâr olmak lâzım gelirken, şimdi resmen taharrî memuru sûretinde polislik aleyhinde olan bu hizmeti polislere vermeye rûhum râzı değil. Onlara umumen hakkımı helâl ettiğimi söylersiniz.
Sâdisen: Şiddetli bir teessüfle “Leyle-i Mi'râc” vaktinde Mi'râc-ı Şerîf, Şühûr-u Selâse hürmetine vesile beklerken, Tarihçe-i Hayat hasebiyle taharrî hâdisesi şiddetli bir keder verdi. “Sadaka belâyı def'eder.” meâlindeki hadîs-i sahîhin hükmüyle, Risale-i Nur Anadolu için belâları def'eder bir sadaka hükmüne geçtiği; ona berâetler ve serbestiyetler verildiği zaman belâların def' edilmesi, ona hücum edildiği zaman belâların gelmesi yüz hâdisesi var ki, bazen zelzele ve fırtınalarla kaydedildiği gibi, bu defa da hayatımda görmediğim tahte's-sıfır onsekiz dereceye yakın bir soğuk taarruz ve taharrînin aynı vaktinde geldi.
Üstadımız şiddetli hastalığından fazla konuşamadı. Hasta hâlinde hizmetkârına dedi: Merak etmemeleri için berây-ı ma'lûmât bazı dostlara ve bazı resmî zâtlara gönderirsiniz.
Şiddetli hasta Üstadımızın
Hizmetkârı
Evet, hizmetkârımın yazdığı doğrudur.
Said Nursî ∗∗∗
