İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 630 / 683
630

Üstadımız hiçbir manevî makam iddia etmiyor. Başkaları tarafından kendine verilen büyük ve müstesnâ pâyeleri reddediyor. Fakat O’nun hâl ve ahvâli, fiiliyât ve harekâtı, O’nun kim olduğunu anlamaya ve isbâta kâfîdir. Evet Bediüzzaman’ın ve Risale-i Nurun Kur'ân, îmân ve İslâmiyet hizmetine mâni olabilmek için dünyayı elinde tutup çevirecek bir kuvvet lâzımdır.

Hazret-i Üstadımızın i'dâm plânlarıyla sevk edildiği mahkemedeki müdafaâtlarından, Büyük Müdafaât kitabından bazı cümleler:

Risale-i Nur Talebeleri başkalarına benzemez, onlarla uğraşılmaz, onlar mağlûb olmazlar. Risale-i Nur, Kur'ânın malıdır. Kur'ân-ı Hakîm’den süzülmüştür. Kur'ân ise arşı, ferşle bağlayan bir zincir-i nurânîdir... Kimin haddi var ki buna el uzatsın. Risale-i Nur, bu Anadolu’nun sînesine yerleşmiştir; hiçbir kuvvet onu söküp atamayacaktır.

Meşhûr ve hàrikulâde bir eser olan “Âyetü'l-Kübrâ Risalesi”nden:

“Risale-i Nur, yalnız cüz'î bir tahribâtı ve bir küçük hâneyi tamir etmiyor; belki küllî bir tahribâtı ve İslâmiyeti içine alan ve dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhît kaleyi tamir ediyor. Ve yalnız hususî bir kalbi ve hàs bir vicdânı ıslaha çalışmıyor; belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsid âletlerle dehşetli rahnelenen kalb-i umumîyi ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun ve bâhusus avâm-ı mü'minînin istinâdgâhları olan İslâmî esâsların ve cereyanların ve şeâirlerin kısmen kırılmasıyla bozulmaya yüz tutan vicdân-ı umumiyeyi, Kur'ânın i'câzıyla ve geniş yaralarını, Kur'ânın ve îmânın ilâçlarıyla tedâvi etmeye çalışıyor. Elbette böyle küllî ve dehşetli rahnelere ve yaralara hakkalyakìn derecesinde, dağlar kuvvetinde hüccetler, cihâzlar ve binler tiryâk hâsiyetinde mücerreb ilâçlar ve hadsiz edviyeler bulunmak gerektir. İşte bu zamanda, Kur'ân-ı Mucizü'l-Beyânın i'câz-ı manevîsinden çıkan Risale-i Nur, o vazifeyi görmekle beraber; îmânın hadsiz mertebelerinde terakkiyât ve inkişafata medâr olmuştur ve olmaktadır!..”

Azîz kardeşlerimiz!

Yüzlerce ulemânın susturulduğu ve dini neşriyatın yaptırılmadığı ve Kur'ânın hakikatlerini beyân ve tebliğ etmeye dinen muvazzaf oldukları hâlde cebren yaptırılmadığı ve din adamlarının imha edilmesi gibi dehşetli ve tarihin görmediği bir hengâmda, Kur'ân ve îmân ve İslâmiyeti yıkmak plânlarının tatbik edildiği en müdhiş bir devirde ve küfr-ü mutlakın ve dinsizliğin en azgın bir zamanında Bediüzzaman Said Nursî, Kur'ân ve îmân ve İslâmiyetin fedâkâr ve pervâsız bir müdâfi'i ve muhâfızı olarak cihad-ı diniye meydânında yegâne şahıs olarak görülmüştür. Evet, Bediüzzaman, devletlere, milletlere mukâbil, değil yalnız bir yerdeki Fir'avunlara, bütün Avrupa dinsizliğine karşı tek başıyla meydân okumuş ve okuyor.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.