İkinci mahkeme gününde, Risale-i Nur Külliyatından çok istifade eden bir çok üniversite talebeleri ve ehl-i irfandan müteşekkil büyük bir kalabalık mahkemeyi dinlemek üzere erkenden koridorları doldurmuşlardı. Üstad, alkışlarla, üniversiteli Nur talebelerinin kolları arasında mahkeme salonuna girdi, maznun sandalyesine oturdu. Avukatlar da geldiler, yerlerini aldılar. Mahkeme salonunda müdhiş bir izdiham vardı. Binlerce kişi mahkemeyi dinlemek üzere salona girmek istiyor, kalabalık, dalgalar hâlinde kapılardan taşıyordu.
Bu hâdisenin zâhirî heybet ve ihtişamının aksettirdiği mânâ, daha muazzam ve daha haşmetli idi. İslâmiyet nurunun mücessem bir timsâl-i müşahhası olan Said Nursî’ye, dinî kültürden mahrum olarak yetiştirilen gençlik, ta'zîm ederek minnetdârlığını ifâde ediyordu. Güyâ lisân-ı hâlleriyle: “Ey yirminci asrın zulümâtını Kur'ânın nuruyla yaran, Ehl-i İslâma nurlu ve beşâretli ufuklar gösteren, insanlığı, fıtratına münâsib yüksek ve ebedî saâdete dâvet eden büyük mücâhid! İnsanlığa, bâhusus bu vatan evlâdlarına yaptığın büyük hizmeti, bizler, şükrânla karşılıyoruz. Ve istikbâl dahi seni takdirle yâdedecektir. Sen, ma'nen ölüme yüz tutan bir nesli, maneviyat âb-ı hayatına kavuşturan bir hekim olarak çok kıymetdâr ve yüksek bir hizmet îfâ ettin. Yokluğa, ebedî şekàvete atılmak istenen bir milleti ve gelecek nesillerini, Kur'ânın nuruyla ebedî saâdete ulaştırmaya ve Allah’a kavuşturmaya çalıştığını ve hayatını bu uğurda fedâ ettiğini biliyoruz...
Îmânlı nesiller seni takib edecektir,
Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir...”
diyorlar.
Salondaki kalabalığın fazla olmasından, mahkemenin devamına imkân kalmamıştı. İntizamı te'mine tahsîs eden polisler, halkın tehâcümüne mâni olamıyordu. Nihâyet mahkeme reisinin halka hitâben:
— Hoca Efendi’yi seviyorsanız biraz meydân veriniz ki, mahkemeye devam edebilelim, demesi üzerine, halk çekilmeye başladı. Bu sûretle, mahkemenin devamına imkân hâsıl oldu.
Gençlik Rehberi’ni basan matbaacı ve sonra polisler dinlendi. Daha sonra Üstad, ehl-i vukûf raporuna karşı i'tirâz eyledi. İkindi namazı vakti geçmek üzere olduğundan, Üstad namaz kılmak üzere müsâade istedi. Mahkeme Reisi, Üstad’ın bu ricâsını kabûl ederek muhâkemeye nihâyet verdi.
Üstad, genç üniversitelilerin ve kendisini candan seven talebelerinin kolları arasında koridorlardan geçerken, binlerce halk tarafından alkışlanıyor, kendisi de iki eliyle sevgili talebelerini selâmlıyordu. Adliye binasının
