İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 541 / 683
541

Birincisi: اَلْخَيْرُ فِى مَا اخْتَارَهُ اللّٰهُ sırrıyla, teslîm ve tevekkülden sonra tesellî hissettim. Şöyle ki:

Bizi, hususan Çalışkanları tahliye etmeyip ve tefrik etmeyerek te'hir etmelerinde, İnşâallâh maddî bir zarara mukâbil manevî yüz menfaat ve kazanç olacak. Meselâ: Ankara’nın altı makàmâtına gönderilen ilmî ve îmânî ve pek kuvvetli müdafaât, şimdi yirmi gündür onların nazarlarındadır. Hem onun kıymetdâr hakikatleri, hem alâkadarların merakla nazar-ı dikkatlerini celbeden mes'elemizin safahâtı, o makàmâtı elbette lâkayd bırakmazlar. Herhalde, eğer o hakikatlere mağlûb olmasa idiler şimdiye kadar bize tecâvüz ve şiddetli iş'âr ve emirler olacaktı. Eğer olsaydı, hakkımızda habbeyi kubbe yapanlardan tereşşuhâtı hissedilecekti. Demek hakikat galebe etmiş, olsa olsa tedâfüî bir vaziyetle bize hafif bir ilişmek olur. Ben kendi hesabıma, o netice için, şimdiye kadar maddî zarar ve sıkıntılarımın yüz derece fevkınde manevî kazancım var. Sizden herbir kardeşimizi, benden ziyâde hissedar biliyorum. Demek, tahliyemizin te'hiri hayırlıdır. Hem, Çalışkanlardan üç kardeş, pek çok Nur Şâkirdlerini buraya gelmekten kurtardıkları gibi, haklarında edilen iftiralar vâsıtasıyla dahi, Risale-i Nurun bir cihette, şimdiki mahkemenin nazarından kurtulmasına bir vesile oldular. Bu iki kıymetdâr kazanç onların hususî tahliyeleriyle bozulacaktı. Hem, onların Nurlara pek ciddi alâkaları halkın nazarında sönecekti.

İkinci Nokta: Mes'elemiz, Âlem-i İslâmı alâkadar eden pek büyük bir vazife-i Kur'âniye ve îmâniyedir. Ondan dehşet alan gizli münâfıklar, ellerinden geldiği kadar küçültmek isterler. Ve çok ehemmiyet verdiklerinden, zâhiren ehemmiyetsiz göstermeye çalışıyorlar; hükûmeti ve adliyeyi aldatıyorlar. Meselâ: Nurlara mensûb ferîklerden ve miralaylardan sarf-ı nazar edip Ankara’da Nur Talebesi bir nefer askerin elinde, zararsız birkaç risale bulunmasıyla, buradaki mahkeme, mes'eleyi uzattırmaya vesile ediyorlar. Ve benim şahsımın ehemmiyetsizliğini, ihanetler ve tazyîklerle, tecrübelerle gösterip, binler derece şahsımdan ehemmiyetli olan Nurların kuvvetli derslerini ve şâkirdlerinin sarsılmaz ve susmaz şahs-ı manevîlerini nazara almayıp, güyâ ehemmiyet vermiyorlar. Hâlbuki, onun ehemmiyetinden titriyorlar ki, o kubbeleri habbe göstermek istiyorlar.

Hem tam aldanmışlar. İçimizde yalnız dört-beş kardeşimiz, ailevî ticâret cihetinde bu te'hirden bir zararları olsa da inşâallâh pek çok manevî kazançları o maddî zararı hiçe indirecek bir inâyet altındayız. Hiç merak ve telâş etmeyiniz. Vazifemiz, sabır içinde şükretmek ve mümkün

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.