sıkıntısını bazen bir günde Emirdağı’nda çekiyordu. Üstada yapılan bed muâmeleler ve takınılan tavır, Emirdağı ahâlisince yakından bilinmektedir. Denizli Mahkemesi’nin berâeti üzerine, mahkeme eliyle Nurların intişarına ve Said Nursî’nin hizmet-i îmâniyesine sed çekemeyen gizli dinsizlik komiteleri, bu defa başka yollardan, idarî makamları evhâmlandırıp aleyhe geçirerek hattâ imhasına kadar çalışıyorlardı. Bu plân kat'î idi.
Bir bekçi, kapısı önünden ayrılmazdı. Üstad ile görüşebilmek pek müşküldü. Emirdağı’nda ilk defa Üstadla yakından alâkadar olan Çalışkanlar Hânedânı, kasabalarına nefyedilen bu âlim ve fâzıl ihtiyar zâta yakından dostluk göstermişler, hizmetine koşmuşlar, sırf lillâh için olan bu irtibatlarını sû-i tefsir edenlerin yalan ve tezviratına aldırmayarak alâkalarını gevşetmemişlerdi. Çalışkanlar’la beraber Emirdağı’nda birçok sâdık mü'minler Nur’a talebe olmuşlar, Üstad’ın Hizmet-i Nuriyesine iştirâk etmişler, (Hâşiye-1) [^1] Nur Risalelerini okuyup yazmaya ve etrafa neşre başlamışlardı. Üstad’ın Emirdağı’nda ikametinden sonra, Risale-i Nur’un dersleriyle halkın mühim bir kısmının ilim, îmân, ahlâk ve fazilet bakımından terakkî ettiği herkesçe ma'lûm olduğu gibi, resmî zâtların ikrarıyla da sâbittir. (Hâşiye-2) [^2]
[^1]: (Hâşiye-1) Bugün Emirdağı halkı, umumiyetle, Nurlara dost ve tarafdârdır. Pek çok talebesi vardır. Emirdağı'nda ve civar köylerde Nur dersleri okunmaktadır.
[^2]:(Hâşiye-2) Üstad Said Nursî, Emirdağı'nı bir Dershâne-i Nuriye mânâsında kabûl ettiğini söyler. Sav, Barla, Emirdağı, Eflani gibi Nurların ekseriyetle yayılıp okunduğu kasaba ve köyleri, birer Dershâne-i Nuriye ünvânıyla yâdeder. Ve kendi Nurs köyü gibi, sağ ve ölü umum ahâlisine, masûm çocuklar ve mübârek hanımlarına duâ eder, manevî kazancına hissedar eder.
Emirdağ talebeleri, Üstad’ın Emirdağı’ndaki hayatına dair diyorlar ki:
Üstad Emirdağı’nda dâimî tarassud altında bulunuyordu. Açık havalarda gezmeye çıkardı. Üstad’ın, bahar ve yaz mevsimlerinde mutlaka kırlara çıkmak âdeti idi. Yalnız başına gider, birkaç saat kalır, sonra evine dönerdi. Kırlara çıktığı zaman, çok defa arkasından takib ettirilirdi. Bazen bekçiler, bazen jandarmalar takib ederdi. Hattâ bir defa arkasından kurşun attırılmış, fakat isabet etmemiştir. Bir gün bir resmî memur, arkasından koşarak; “Dışarı çıkmak yasak! Başına bere koyamazsın, sarık saramazsın!” diye mütehakkimâne ve mütecâvizâne ifâdeler kullanmış, Üstad da geriye dönmüştür. Bu tarz muâmeleler çoktur.
Üstad’ın Emirdağı’ndaki hizmeti ve meşgalesi, başka yerlerde olduğu gibi, yalnız bir vazifeye münhasır değildi. Gerek Lâhikalar’daki mektûblardan, gerek ziyaretine gelen dostların ve eski ilim arkadaşları
