İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 418 / 683
418

ma'kulâne hitâbeler, ahlâkî, edebî nutuklar îrâd edebilen cevvâl bir rûh hâletini taşırdı. Hürriyetten evvel ve sonra Şarktaki hayatı ve İstanbul’daki feverânlı hayatı, buna bir şâhiddir. Bir yanda Şarkî Anadolu’da aşîretler arasında seyahatle onlara ahlâkî ve îmânî dersler, öğütler verirken; diğer yanda Şam’da allâmelere, siyaset-i İslâmiye noktasında en keskin ve isabetli görüş ve teşhîslerle Müslümanların terakkî ve kemâlâtının esâslarını tesbit edip, üçyüz elli milyon Müslümanın saâdetinin fecr-i sâdıkını haber veriyordu. Hem, Meşrûtiyet zamanında meclis-i meb'ûsâna hitâbesi ve gazetelerdeki makaleleriyle, Kur'ânın kudsî kanun-u esâsîsinin vaz' ve tatbikinin millet-i İslâmiyeye iki cihanın saâdetini kazandırıp hakîki kemâlât ve terakkîye medâr olacağını haykırıyor ve bu efkârının Dîvân-ı Harb-i Örfî’de de kahramanca müdafaasını yapıyordu.

İşte bir nebze beyân edilen ahvâli ve hizmetleri delâletiyle bu hàrika zât, âdeta muhtelif isti'dat ve ayrı ayrı zekâ ve kàbiliyetlerden müteşekkil bir cemâat mâhiyetinde idi. İslâmiyetin zuhûrundan itibaren bin üçyüz yıl içinde gelip geçen ve İslâmiyet şecere-i nurâniyesinin çeşitli çiçek ve meyveleri olarak asırları tezyîn eden umum ehl-i hak ve zekâvetin kemâlât ve güzelliklerine sâhib olmuş, nişan ve formalarını takmış gibi idi. Sanki ulûm ve maârif-i İslâmiye bu zât vâsıtasıyla yeni baştan ihyâ ediliyordu.

Büyük Peygamberin ders ve irşadıyla hakikate ulaşan ve kemâlâtta terakkî eden ve herbiri Cemâat-i İslâmiyeden bir tâifeyi dâire-i tenvir ve irşadında yürüten kudsî üstadlar, âlim ve müçtehidler, ayrı ayrı meslek ve ilimlerine bu zâtı vâris ta'yin etmişler gibi, mâzinin bütün mehâsin ve meziyetlerini giyinerek asrımızda ortaya çıkan bu hàrika-i zaman Said Nursî Hazretleri, böylece, Kur'ân nâmına Risale-i Nur’la giriştiği dinî hizmet ve cihad-ı manevîsiyle, bir cemâatin, yüksek bir hey'etin belki muazzam bir ordunun yapabileceği vazifeleri, küllî hizmetleri, İzn-i İlâhî ile yapmıştır. İslâmiyet nurundan ve îmân kardeşliğinden gelen bir kuvvet ve râbıta ile teşkil ettiği Nur şâkirdleri şahs-ı manevîsi, ehl-i dalâletin cemâatle hücumuna mukâbil çıkmış, bu sûretle mü'minlerin nokta-i istinâdı, kızıl tehlikenin bu vatanı istilâsına karşı Kur'ânî bir sed ve Âlem-i İslâmın, kahraman Türk milletine eskisi gibi muhabbet, uhuvvet ve ittifakının medârı olmuştur.

Evet, Said Nursî, gayet câmi' bir isti'dâda mâlik bir zâttır. Bu isti'datların hepsinde çok ileri gitmiştir. Cüz' ile küllü, âfâkın en geniş dâiresi ile enfüsî dâiresini, meselâ zerre ile Samanyolunu beraberce dikkatle tedkik eder, onlardaki envâr-ı tevhidi görür, gösterir ve isbât eder. Bir yandan Âlem-i İslâm ve insaniyete uzanan küllî hizmet-i îmâniye ile meşgul,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.