İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 416 / 683
416

Şimdilik Emirdağı hayatının ilk kısmı ki, Afyon hapsine kadar olan safhası zikredilecek, bilâhare Afyon hapsini müteâkib tekrar Emirdağı’ndaki hayatı, Hizmet-i Nuriyesi beyân edilecektir. Emirdağı’ndaki hayatı, evvelki hayatına nisbeten çok daha şa'şaalıdır. Hem, musîbet ve ithamlara daha ziyâde hedef olmuş, dâimî tarassuda, hattâ imhaya ma'rûz kalmıştır. Bununla beraber, Risale-i Nur geniş dâirede yayılmış, üniversite, memurlar ve ehl-i siyaset muhîtinde okunmağa başlanmıştır.

Üstad’ın Emirdağı’na nefyinden sonra aleyhinde pek insafsızca iftiralar yapıldığı ve çok geniş bir dâirede yalanlarla isnâdlara girişildiği münâsebetiyle ve Nurların hàrika neşri dolayısıyla bir hakikati, bu mukaddimede beyân etmek lâzım geldi. Şöyle ki:

Bizim, Said Nursî’nin ayn-ı hakikat olan ahvâl ve harekât ve hizmetinde görünen hàrikaları beyân etmemizden muradımız; okuyucuların nazar-ı istiğrablarını celbedip (hâşâ!) Bediüzzaman’ın şahsını insanlığın alkış tûfânına tutmak değil; belki, onun şahsını ve hizmetini insafsızca iftira ve yalanlarla lekedâr etmek isteyen ve dolayısıyla Risale-i Nurun hizmet-i îmâniyesine sed çekmeğe çalışanların mukâbilinde Risale-i Nur’un nurlu, müessir ve saâdet-feşân hizmetini belirtmek için Kur'ânın bir şâkirdi ve Hazret-i Peygamberin bir ümmeti ve Allah’ın bir abdi olarak nâil olduğu ikramları zikrediyoruz. Din düşmanlarının bahânelerle taarruzunu ve insafsız hücumlarını red ve bir masûmun masûmiyetini beyân ediyoruz. Hattâ diyebiliriz ki; tarihte Bediüzzaman gibi hilâf-ı hakikat olarak düşünce ve mefkûre, hizmet ve gayesinin tam zıddında şiddetli itham ve isnâdlara ma'rûz kalmış bir kimse yok gibidir. Panzehire, zehir isnâd etmek gibi, bu milleti ve gelecek nesilleri anarşilikten, dinsizlikten, ahlâksızlıktan muhâfaza niyet ve harekâtına, sırf îmânsızlıktan neş'et eden bir dalâlet divâneliğiyle vatana ihanet, gençliği irticaya sevk ve zehirlemek ithamını yapmak, ne kadar acı ve ehl-i insafı ağlatacak elim bir vaziyet olduğu bedîhîdir. İşte Bediüzzaman, bir değil, yüz değil, binler defa böyle hilâf-ı hakikat ithamlara dûçâr olmuş bir masûmdur. Hizmetinde böyle olduğu gibi hususî ahvâl ve ahlâkı noktasında da ahlâk-ı hamîdenin en müstesnâ örneklerini yaşatmış, edeb ve iffetin en şâheser nümûnelerini nefsinde gösterebilmiş bir nezâhet ve hüsn-ü hulk âbidesidir.

Hizmetini îfâ eden, dâhilî ve haricî hayat ve ef'âline âşinâ olan talebe ve hizmetkârları olan bizler, en yüksek sesimizle ilân ederiz ki: Üstad’ın Kur'ândan alıp ehl-i îmân ve insaniyetin istifadesine arzettiği ulûm-u îmâniyedeki üstadlığı gibi, en ince muâmelât ve ahvâlinde ve hususî hayatında da Kur'ân-ı Hakîm’in hüsn-ü hulk olarak ta'rif ettiği ve yüksek bir velâyetin tereşşuhâtı olan âsâr ve dâimî yüksek bir huzur görünür.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.