| |
| :---: |
|
|
Üstad’ın, Denizli Hapsinde iken talebelerine gönderdiği ve kendi el yazısıyla yazdığı mektûb
(∗) [^3]
[^3]:Azîz, sıddık kardeşlerim, Bu iddianâmeden anlaşıldı ki, hükûmetin bazı erkânını iğfal edip aleyhimize sevk eden gizli zındıkların plânları akîm kalıp yalan çıktı. Şimdi bir bahâne olarak, cem'iyetçilik ve komitecilik isnâdıyla, yalanlarını setre çalışıyorlar ve bunun bir eseri olarak, benimle kimseyi temâs ettirmiyorlar. Güyâ temâs eden, birden bizden olur. Hattâ büyük memurlar da çok çekiniyorlar ve bana sıkıntı verdirmekle, kendilerini âmirlerine sevdiriyorlar. Hususan (حا ص م د ب ر) ben, i'tirâznâmenin âhirinde, bu gelen fıkrayı diyecektim; fakat bir fikir mâni oldu. Fıkra şudur: Evet, biz bir cem'iyetiz ve öyle bir cem'iyetimiz var ki, her asırda üçyüz milyon dâhil mensûbları var ve her gün beş defa, o mukaddes cem'iyetin prensipleriyle, kemâl-i hürmetle alâkalarını ve hizmetlerini gösteriyorlar; ve ﴾ اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ ﴿ kudsî programıyla, birbirinin yardımına, duâlarıyla ve manevî kazançlarıyla koşuyorlar. İşte biz, bu mukaddes ve muazzam cem'iyetin efrâdındanız ve hususî vazifemiz de, Kur'ânın, îmânî hakikatlerini tahkîkî bir sûrette ehl-i îmâna bildirip, onları ve kendimizi i'dâm-ı ebedîden ve dâimî haps-i münferitten kurtarmaktır. Sâir dünyevî ve siyâsî ve entrikalı cem'iyet ve komiteler ile münâsebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz.
