İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 361 / 683
361

Risale-i Nur’un neşriyat ve fütûhât dâiresi gittikçe genişliyor... İştiyakla Nurları okuyanlar, günden güne ziyâdeleşiyor. Risale-i Nurdaki hàrika kuvvet ve te'sirâtın neticesini müşâhede eden gizli İslâmiyet düşmanları yine bir entrika çevirip Risale-i Nur’a ve müellifi Bediüzzaman’a sû-i kasdla: “Bediüzzaman gizli cem'iyet kuruyor, halkı hükûmet aleyhine çeviriyor, inkılâbları kökünden yıkıyor, Mustafa Kemâl’e deccâl, süfyân, din yıkıcısı diyor, bunu hadîslerle isbât ediyor.” gibi bir sürü bahâneler ve plânlarla ittiham edilerek Kastamonu’dan Denizli Ağır Ceza Mahkemesine, yüz yirmi altı talebesiyle beraber 1943 senesinde sevkediliyor. (Hâşiye) [^1] Sonra, Risale-i Nur Külliyatında siyâsî bir mevzû olup olmadığını tedkik için birkaç memurdan müteşekkil bir ehl-i vukûf teşkil edilerek, müsâdere edilen Nur Risaleleri ve mektûblar tedkike başlanınca, Bediüzzaman, “Bu vukûfsuz ehl-i vukûf, Risale-i Nur’u tedkik edemez. Ankara’da yüksek, ilmî bir ehl-i vukûf teşkil ettirilsin. Avrupa’dan feylesoflar getirilsin. Eğer onlar bir suç bulurlarsa, en ağır cezaya râzıyım.” der. Bunun üzerine Risale-i Nur Külliyatı ve bütün mektûblar Ankara’da profesörler ve yüksek âlimlerden mürekkeb bir ehl-i vukûfa satır satır tedkik ettirilir. Ehl-i vukûf tarafından:” Bediüzzaman’ın siyâsî bir fa'âliyeti yoktur. O’nun mesleğinde cem'iyetçilik ve tarîkatçılık mevcûd değildir. Eserleri ilmî ve îmânîdir, Kur'ân’ın bir tefsiridir” diye rapor veriliyor. Mahkemeye verilişindeki ittihamlar, delilsiz ve isbâtsız olduğu için, bir takım uydurma bahâne ve tertiblerden ibaret olduğu anlaşılıyor. Neticede, Bediüzzaman büyük bir müdafaa yapıyor. Nihâyet, mahkeme ittifakla 16/6/944 tarih ve 199/136 sayılı berâet kararını veriyor. Yüzotuz parça Risale-i Nur Külliyatının hepsine serbestiyet verip, sâhiblerine tamamen iâde ediyor. Berâet kararını, Temyiz Birinci Ceza Dâiresi, 30/12/1944 tarihli ilânla ittifakla tasdik edip, Risale-i Nur da'vâsının hakkâniyeti kaziye-i muhkeme hâlini alıyor.

[^1]: (Hâşiye) Denizli hapsinin yegâne sebebi, Risale-i Nur'un Isparta ve Kastamonu merkez olarak sâir vilâyetlerde intişarı ve böylece din muhabbetinin gittikçe tezâyüd etmesi idi. Hattâ, Denizli hapsinden az evvel, Yedinci Şuâ olan "Âyetü'l-Kübrâ" Risalesi İstanbul'da gizli tab'edilmişti. Îmân hakikatlerini hàrika bir sûrette izâh ve isbât eden bu eser de din düşmanlarını telâşa düşürmüş ve Denizli hâdisesine bir sebeb gösterilmişti.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.