İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 336 / 683
336

metlerde kadîrâne istimâl ve rahîmâne istihdam eden bir Zât-ı Zülcelâl’in vücûb-u vücûdu ve hadsiz kudreti ve nihâyetsiz hikmeti, bilbedâhe güneş gibi, akıllara görünüyor. Hudûs mesâilini Risale-i Nura ve muhakkìkîn-i kelâmiyenin kitaplarına havâle ile o bahsi kapıyoruz.

Amma imkân ciheti ise; o da kâinâtı istilâ ve ihâta etmiş. Çünkü görüyoruz ki; herşey, küllî ve cüz'î bulunsun, büyük ve küçük olsun arştan ferşe, zerrâttan seyyârâta kadar her mevcûd, mahsûs bir zât ve muayyen bir sûret ve mümtâz bir şahsiyet ve hàs sıfatlar ve hikmetli keyfiyetler ve maslahatlı cihâzlar ile dünyaya gönderiliyor.

Hâlbuki, o mahsûs zâta ve o mâhiyete, hadsiz imkânât içinde o hususiyeti vermek..

Hem, sûretler adedince imkânlar ve ihtimaller içinde o nakışlı ve fârikalı ve münâsib o muayyen sûreti giydirmek..

Hem, hemcinsinden olan eşhâsın mikdarınca imkânlar içinde çalkanan o mevcûda, o lâyık şahsiyeti imtiyazla tahsîs etmek..

Hem, sıfatların nev'ileri ve mertebeleri sayısınca imkânlar ve ihtimaller içinde şekilsiz ve mütereddid bulunan o masnû'a, o hàs ve muvâfık maslahatlı sıfatları yerleştirmek..

Hem hadsiz yollar ve tarzlarda bulunması mümkün olması noktasında hadsiz imkânât ve ihtimalât içinde mütehayyir, sergerdân, hedefsiz o mahlûka, o hikmetli keyfiyetleri ve inâyetli cihâzları takmak ve techiz etmek..

Elbette küllî ve cüz'î bütün mümkinât adedince ve her mümkinin mezkûr mâhiyet ve hüviyet, hey'et ve sûret, sıfat ve vaziyetinin imkânâtı adedince tahsîs edici, tercih edici, ta'yin edici, ihdâs edici bir Vâcibü'l-Vücûd’un vücûb-u vücûduna ve hadsiz kudretine ve nihâyetsiz hikmetine ve hiçbir şey ve hiçbir şe'n Ondan gizlenmediğine ve hiçbir şey Ona ağır gelmediğine ve en büyük bir şey en küçük bir şey gibi Ona kolay geldiğine ve bir baharı bir ağaç kadar ve bir ağacı bir çekirdek kadar sühûletle icâd edebildiğine işâretler ve delâletler ve şehâdetler, imkân hakikatinden çıkıp kâinâtın bu büyük şehâdetinin bir kanadını teşkil ederler.

Kâinâtın şehâdetini, her iki kanadı ve iki hakikatiyle Risale-i Nur eczâları ve bilhassa Yirmiikinci ve Otuzikinci Sözler ve Yirminci ve Otuzüçüncü Mektûblar tamamıyla isbât ve izâh ettiklerinden onlara havâle ederek bu pek uzun kıssayı kısa kestik.

Kâinâtın hey'et-i mecmuasından gelen büyük ve küllî şehâdetin ikinci kanadını isbât eden:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.