İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 327 / 683
327

ve perestişkârâne ibâdet ettirmek ve mevsimlerin tebdili ve gece-gündüzün tahvîli ve ihtilâfı gibi, azametli ve haşmetli tasarrufât ve icraat ve dehşetli ve hikmetli fa'âliyet ve hallâkıyet ile kendi ulûhiyetini izhâr ederek, o ulûhiyetine karşı îmân ve teslîm ve inkıyad ve itâat ettirmek ve her vakit iyiliği ve iyileri himâye, fenâlığı ve fenâları izâle ve semâvî tokatlar ile zâlimleri ve yalancıları imha etmek cihetiyle, hakkâniyet ve adâletini göstermek isteyen perde arkasında birisi var. Elbette ve herhalde, o gaybî Zâtın yanında en sevgili mahlûku ve en doğru abdi ve onun mezkûr maksadlarına tam hizmet ederek, hilkat-i kâinâtın tılsımını ve muammâsını hall ve keşfeden ve dâima O Hàlık’ının nâmına hareket eden ve Ondan istimdâd eden ve muvaffakıyet isteyen ve Onun tarafından imdâda ve tevfike mazhar olan ve Muhammed-i Kureyşî denilen bu Zât olacak. (A.S.M)...

Hem aklına dedi: Mâdem bu mezkûr dokuz hakikatler bu Zâtın sıdkına şehâdet ederler; elbette bu âdem, Benî Âdem’in medâr-ı şerefi ve bu âlemin medâr-ı iftiharıdır ve Ona, “Fahr-i Âlem” ve “Şeref-i Benî Âdem” denilmesi pek lâyıktır ve onun elinde bulunan fermân-ı Rahmân olan Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın haşmet-i saltanat-ı maneviyesinin, nısf-ı arzı istilâsı ve şahsî kemâlâtı ve yüksek hasletleri gösteriyor ki, bu âlemde en mühim Zât budur, Hàlık’ımız hakkında en mühim söz Onundur.

İşte gel, bak! Bu hàrika Zâtın yüzer zâhir ve bâhir kat'î mu'cizelerinin kuvvetine ve dinindeki binler àlî ve esâslı hakikatlerine istinâden, bütün da'vâlarının esâsı ve bütün hayatının gayesi, Vâcibü'l-Vücûd’un vücûduna ve vahdetine ve sıfâtına ve esmâsına delâlet ve şehâdet ve O Vâcibü'l-Vücûd’u isbât ve ilân ve i'lâm etmektir.

Demek bu kâinâtın manevî güneşi ve Hàlık’ımızın en parlak bir bürhânı bu Habîbullâh denilen Zâttır ki, Onun şehâdetini te'yid ve tasdik ve imza eden aldanmaz ve aldatmaz üç büyük icmâ var:

Birincisi: “Eğer perde-i gayb açılsa yakìnim ziyâdeleşmeyecek” diyen İmâm-ı Ali (Radıyallahu Anh) ve yerde iken Arş-ı A'zam’ı ve İsrâfil’in azamet-i heykelini temâşâ eden Gavs-ı A'zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gayb-bîn gözleri bulunan binler aktâb ve evliyâ-i azîmeyi câmi' ve “Âl-i Muhammed” nâmıyla şöhret-şiâr-ı âlem olan cemâat-i nurâniyenin icmâ ile tasdikleridir.

İkincisi: Bedevî bir kavim ve ümmî bir muhîtte, hayat-ı ictimâiyeden ve efkâr-ı siyâsiyeden hàlî ve kitapsız ve fetret asrının karanlıklarında bulunan ve pek az bir zamanda en medenî ve ma'lûmâtlı ve hayat-ı ictimâiyede ve siyâsiyede en ileri olan milletlere ve hükûmetlere üstad ve rehber ve diplomat ve hâkim-i âdil olarak; şarktan garba kadar cihan-pesendâne idare eden ve “Sahâbe” nâmıyla dünyada nâmdâr olan cemâat-i

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.