mahveden ve semâvî dinlerle mücâdeleyi esâs ittihàz edinen, komünizm rejiminin insaniyetin yarısını istilâ ederek dünyayı dehşete saldığı ve memleketimizi tehdide yeltendiği ve manevî tahribâtının tehlikesine ma'rûz kaldığımız bir devreye rastlar. Bu devre, bin senedir Kur'âna bayraktarlık yapmış, İslâmiyete asırlarca hizmet etmiş kahraman bir millet için dikkatle incelenmesi lâzım gelen bir devredir.
Üstad, Risale-i Nuru te'lif ederken Kur'ânın i'câzî lem'aları olan bu eserlerin, her tâife-i insaniyede inkişaf edeceğini, dinsizliğin memleketimizi istilâsına mâni olacağını, memleket ve millet için bir sedd-i Kur'ânî vazifesini göreceğini, Risale-i Nur hizmetinin umumiyet kesbedip, Türk milletinin yine İslâmiyetin kahraman bir ordusu ve fedâkârı olacağını, Risale-i Nurun neşri ve ileride resmen intişarı, milletçe benimsenmesi ve maârif dâiresinin hakikat-i Kur'âniyeye yapışması neticesi; maddeten ve ma'nen milletin terakkî edeceğini, İslâmiyetin büyük kuvvet bulacağını zikretmiştir.
Risale-i Nur bir alemdir, ünvândır. Bu zamanda zuhûr eden Kur'ânî hakikatler manzûmesidir. Necîb milletimizin, insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyete sarılması, yepyeni bir rûh ve taze bir îmân aşkı ve heyecanı içinde uyanmasının ifâdesidir. İçinde bulunduğumuz asrın değiştirdiği hayat şartları ve yeni bir dünya nizâmı ve görüşü karşısında îmânın tahkîm ve takviyesi ile feverân eden hamiyet-i İslâmiyenin mânâsıdır. Mütenebbih, kalbleri îmân ve muhabbet-i Nebevî ile coşkun ve cihan değer şeref-i intisabıyla ser-efrâz fedâkârların yetişmesi ve bu milletin mâzisine mütenâsib kahramanlığı, yüksek îmân ve ahlâkı izhâr etmesi işâretidir.
Bediüzzaman, Risale-i Nuru hiçbir makam ve meşrebin te'siri altında kalmadan, maddî-manevî hiçbir menfaat ve hissiyat karışmadan, doğrudan doğruya Kur'ân-ı Hakîmin umumun istifade edebileceği ve umuma hitâb eden hakikatlerini tefsir etmiş, bu hakikatlerin tercümânlığını yapmıştır. Te'lif ettiği âsârından herkes istifade edebilmektedir. Bir tâifeye, bir sınıf halka mahsûs değildir. Bu Tarihçe-i Hayat, okuyucularının nazarını – bu zamanda – Kur'ânın hikmet nurları olan Risale-i Nur’a çevirip, ondan istifadeyi gösterecektir. Said Nursî ise Kur'ânın hizmetinde fedâkârâne çalışmış, Sünnet-i Peygamberîye ittibâ' etmiş, nümûne-i imtisal bir zât olarak görünmektedir.
Tarihçe-i Hayat’ta geçen bazı mektûblardan anlaşılacağı üzere:
Said Nursî, bir zamanlar felsefe mesleğinde çok ileri gitmiş, sonra Kur'ân-ı Hakîmin irşadıyla, hak ve hakikate erişmiş ve bu zamanda fen ve felsefe ile iştigâl edip şek ve şübhelere ma'rûz kalanları, aklî delillerle şübhelerden kurtaracak eserler te'lif etmiştir.
