İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 207 / 683
207

Avrupa’dan gelen i'tirâza karşı bir cevab yazmıştım. Bundan bir sene evvel, eski matbu' risalelerimden alınan ve “Onyedinci Lem'a” nâmındaki risalenin bir mes'elesi olarak kaydedilmiş ve sonra “Yirmidördüncü Lem'a” ismini alan kısacık Tesettür Risalesi, ilerideki kanunlara temâs etmemek için, o Tesettür Risalesi’ni setrettim. Her nasılsa, yanlışlıkla bir yere gönderilmiş. Hem o risale, medeniyetin, Kur'ânın âyetine ettiği i'tirâza karşı, müskit ve ilmî bir cevaptır. Bu hürriyet-i ilmiye, cumhûriyet zamanında elbette kayıt altına alınamaz.

Beşinci Delil: Dokuz senedir, bir köyde inzivayı ihtiyar ettiğim; ve hayat-ı ictimâiyeden ve siyasetten sıyrılmak istediğim; ve bu defa gibi, müteaddid başıma gelen bütün işkencelere tahammül edip, dünya siyasetine karışmamak için bu on senede hiç müracaat etmediğimdir. Eğer müracaat etseydim, Barla yerine İstanbul’da oturabilirdim. Ve belki, bu defadaki gaddârâne tevkìfimin sebebi; müracaatsızlıktan küsen ve gururlarına dokunan Isparta Vâlisi’nin ve hükûmetin bazı memurlarının, garazlarından veya iktidarsızlıklarından habbeyi kubbe yapıp, Dâhiliye Vekâleti’ni evhâmlandırmasıdır.

Elhâsıl: Benim ile temâs eden bütün dostlarım bilirler ki; siyasete değil karışmak, değil teşebbüs, belki düşünmesi dahi esâs maksadıma ve ahvâl-i rûhiyeme ve hizmet-i kudsiye-i îmâniyeme muhâliftir ve olamıyor. Bana nur verilmiş, siyaset topuzu verilmemiş. Bu hâlin bir hikmeti şudur ki; hakàik-ı îmâniyeye müştâk ve memuriyet mesleğine giren bir çok zâtları, bu hakàika, endişeli ve tenkidkârâne baktırmamak, onlardan mahrum etmemek için Cenâb-ı Hak kalbime siyasete karşı şiddetli bir kaçınmak ve bir nefret vermiştir kanâatindeyim...

Binbaşı Merhum Âsım Bey isticvâb edildi; eğer doğru dese, Üstad’ına zarar gelir ve eğer yalan dese, kırk senelik nâmuskârâne ve müstakîmâne askerliğinin haysiyetine çok ağır gelir diye düşünüp, “Ya Rab! Canımı al!” diyerek on dakikada teslîm-i rûh eyledi. İstikamet şehîdi oldu. Ve dünyada hiçbir kanunun hatâ diyemeyeceği bir muâvenet-i hayriyeye ve bir tasdike hatâ tevehhüm edenlerin çirkin hatâlarına kurban oldu. Evet, Risale-i Nur’dan tam ders alan, bir su içer gibi, kolayca terhis tezkeresi telâkki ettiği ecel şerbetini içer. Eğer benden sonra dünyada kalan kardeşlerimin teellümlerini düşünmeseydim, ben de âlîcenâb kardeşim Âsım Bey gibi “Yâ Rab! Canımı da al!” diyecektim. Her ne ise...

Benim sebeb-i ittihamımdan olan

Üçüncü Madde: Risale-i Nur’un müsâade-i hükûmet alınmadan intişarı ve hissiyat-ı îmâniyeyi kuvvetleştirmesiyle, ileride belki hükûmetin serbestâne prensiplerine sed çeker ve emniyet-i umumiyeyi ihlâl eder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.