bağlardan uzaklaştırılması, örf-âdet, an'ane ve ahlâk bakımından tamamen İslâmiyete zıt bir duruma getirilmek plânları vardı ve bu plânlar maalesef tatbik sahasına konmuştu!..
İşte, Bediüzzaman Said Nursî’nin, Risale-i Nurla Anadolu’daki hizmet-i îmâniye ve Kur'âniyesine cansipârâne çalışan bir fedâi-yi İslâm olarak başladığı seneler ki, zemin yüzünün görmediği pek dehşetli bir dinsizlik devrinin başlangıcı ve teessüs zamanı idi. Bunun için; Bediüzzaman’ın Risale-i Nurla hizmetine nazar edildiği vakit, böyle dehşetli bir zamanı göz önünde bulundurmak icâb eder. Zîra, tarihte emsâli görülmemiş bu kadar ağır şerâit tahtında yapılan zerre kadar hizmet, dağ gibi bir kıymet kazanabilir; ufacık bir hizmet, büyük bir değeri ve neticeyi hâiz olabilir!
İşte Risale-i Nur, böyle dehşetli ve ehemmiyetli bir zamanın mahsulü ve neticesidir. Risale-i Nurun müellifi, yirmibeş senelik din yıkıcılığının hükmettiği dehşetli bir devrin cihad-ı diniye meydânının en büyük kahramanı ve tâ kıyâmete kadar Ümmet-i Muhammediyeyi (A.S.M.) Darü's-selâma dâvet eden ve beşeriyete yol gösteren rehber-i ekmelidir. Ve hem Risale-i Nur, Kur'ânın elmas bir kılıncıdır ki, zaman ve zemin ve fiiliyât bunu kat'iyyetle isbât etmiş ve gözlere göstermiştir. İşte öyle elîm ve fecî ve dehşetli bir devri ihdâs eden dinsizlerin icraatı olan pek ağır şartlar dâhilinde Bediüzzaman’ın inâyet-i Hakla te'life muvaffak olduğu Risale-i Nur eserleri, dinsizliğin istilâsına karşı, yıkılması, gayr-ı kàbil olan muazzam ve muhteşem bir sed teşkil etmiştir. Risale-i Nur, maddiyûnluk, tabîiyyûnluk gibi dine muârız felsefenin muhâl, bâtıl ve mümteni' olduğunu; cerhedilmez bürhânlarla, aklî, mantıkî delillerle isbât ederek en dinsiz feylesofları dahi ilzam etmiştir. Küfr-ü mutlakı mağlûbiyete dûçâr etmiş, dinsizliğin istilâsını durdurmuştur.
Evet, Bediüzzaman’a yapılan o tarihî zulüm ve işkence ve ihanetler altında feverân edip parlayan Risale-i Nur, bu zamanda ve istikbâlde bir Seyfü'l-İslâmdır. Risale-i Nur, rûhların sevgilisi, kalblerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir. Risale-i Nur, beşerin sertâcı ve halâskârı mevki-i muallâsında hizmet yapmış ve yapmaktadır. Risale-i Nur, Kur'ânın son asırlarda beklenen bir mu'cize-i manevîsi olarak tulû' etmiş ve başta müellifi Bediüzzaman Said Nursî olarak milyonlarla talebeleri ve kardeşleri, bu hakikat-i Kur'âniye etrafında pervâneler gibi dönerek onun nuruyla nurlanmışlar, ondaki Kur'ân ve îmân hakikatlerini massetmişler (emmişler), îmânlarını kuvvetlendirmişler ve bu hakikat-i kübrâyı bütün dünyaya ilân etmek ve ölünceye kadar onu okumak ve ona hizmet etmek gayesini azmetmişlerdir.
