İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 132 / 683
132

bir cereyan veriniz. Yoksa sa'yiniz ya hebâen-mensûra gider veya sathî kalır.

6 – Hasmınız ve İslâmiyet düşmanı İngiliz, dindeki kayıdsızlığınızdan pek fazla istifade ettiler ve ediyorlar. Hattâ diyebilirim ki; Yunan kadar İslâma zarar veren, dinde ihmalinizden istifade eden insanlardır. Maslahat-ı İslâmiye ve selâmet-i millet nâmına bu ihmali, a'mâle tebdil etmeniz gerektir. Görülüyor ki, İttihâdçıların o kadar azîm ve sebat ve fedâkarlıklarıyla; hattâ, İslâmın şu intibâhına da sebeb oldukları hâlde, bir kısmı dinde lâübâlîlik tavrını gösterdikleri için, dâhildeki milletten nefret ve tezyif gördüler. Hàriçteki İslâmlar, dindeki ihmallerini görmedikleri için, onlara takdir ve hürmet verdiler ve veriyorlar.

7 – Âlem-i küfür, bütün vesâitiyle ve medeniyetiyle, felsefesiyle, fünûnuyla, misyonerleriyle, Âlem-i İslâma hücum ve maddeten uzun zamandan beri galebe ettikleri hâlde; Âlem-i İslâma dinen galebe edemedi. Ve dâhilî bütün fırak-ı dâlle-i İslâmiye, birer kemmiye-i kalîle-i muzırra sûretinde mahkûm kaldığı ve İslâmiyet, metânetini ve salâbetini sünnet ve cemâatle muhâfaza eylediği bir zamanda, lâübâliyâne, Avrupa medeniyet-i habîsesinden süzülen bir cereyan-ı bid'akârâne sînesinde yer tutamaz. Demek Âlem-i İslâm içinde mühim ve inkılâbvâri bir iş görmek; İslâmiyetin desâtirine inkıyad ile olabilir; başka olamaz, hem olmamış, olmuş ise çabuk ölüp sönmüş.

8 – Za'f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefîhânesi yırtılmaya yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur'ânın zaman-ı zuhûru geldiği bir ânda, lâkaydâne ve ihmalkârâne müsbet bir iş görülmez. Menfîce tahribkârâne iş ise, bu kadar rahnelere ma'rûz kalan İslâm, zâten muhtaç değildir.

9 – Sizin muzafferiyetinizi ve hizmetinizi takdir eden ve sizi seven cumhûr-u mü'minîndir ve bilhassa tabaka-i avâmdır ki, sağlam Müslümanlardır. Sizi ciddi sever ve tutar ve size minnetdârdır ve fedâkârlığınızı takdir ederler ve intibâha gelmiş en cesîm ve müdhiş bir kuvveti size takdim ederler. Siz dahi, evâmir-i Kur'âniyeyi imtisal ile onlara ittisal ve istinâd etmeniz, maslahat-ı İslâm nâmına zarûrîdir. Yoksa, İslâmiyetten tecerrüd eden bedbaht, milliyetsiz, Avrupa meftûnu, frenk mukallidlerini avâm-ı müslimîne tercih etmek, maslahat-ı İslâma münâfî olduğundan; Âlem-i İslâm, nazarını başka tarafa çevirecek ve başkasından istimdâd edecektir.

10 – Bir yolda dokuz ihtimal-i helâket, tek bir ihtimal-i necât varsa; hayatından vazgeçmiş mecnûn bir cesur lâzım ki o yola sülûk etsin. Şimdi, yirmidört saatten bir saati işgal eden namaz gibi, zarûriyât-ı diniyenin

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.