İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 113 / 683
113

hadsiz envâ'-ı lütûf ve ihsânatıyla böyle tezyîn edip, mükrimâne ve şefîkàne Rubûbiyetini gösteren ve tohumlar gibi en ehemmiyetsiz cüz'î şeyleri dahi muhâfaza eden bir Sâni'-i Kerîm ve Rahîm, masnûâtı içinde en mükemmel ve en câmi', en ehemmiyetli ve en çok sevdiği masnû'u olan insanı, elbette ve bilbedâhe, sûreten göründüğü gibi böyle merhametsiz, âkıbetsiz i'dâm etmez, mahvetmez, zâyi' etmez. Belki bir çiftçinin toprağa serptiği tohumlar gibi başka bir hayatta sünbül vermek için, Hàlık-ı Rahîm o sevdiği masnû'unu, bir rahmet kapısı olan toprak altına muvakkaten atar. (Hâşiye) [^33]

[^33]:(Hâşiye) Bu hakikat, iki kere iki dört eder derecesinde sâir risalelerde, hususan Onuncu ve Yirmidokuzuncu Sözlerde isbât edilmiştir.

İşte bu ihtar-ı Kur'ânîyi aldıktan sonra o kabristan, İstanbul’dan ziyâde bana ünsiyetli oldu. Halvet ve uzlet, bana sohbet ve muâşeretten daha ziyâde hoş geldi. Ben de boğaz tarafındaki Sarıyer’de, bir halvethâne kendime buldum. Gavs-ı A'zam (K.S.) Fütûhu'l-Gayb’ıyla bana bir üstad ve tabib ve mürşid olduğu gibi, İmâm-ı Rabbânî de, Mektûbat’ıyla bir enîs, bir müşfik, bir hoca hükmüne geçti. O vakit, ihtiyarlığa girdiğimden ve medeniyetin ezvâkından çekildiğimden ve hayat-ı ictimâiyeden sıyrıldığımdan pek çok memnun oldum, Allah’a şükrettim. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.