İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 50 / 235
50

Hem herbir zerrenin, bütün zerrelere hem hâkim-i mutlak, hem mahkûm-u mutlak olması lâzım geliyor. Çünkü, nizâm ve intizam öyle ister. Hem herbir zerrede, ihâtalı bir şuûr, tam bir ilim lâzımdır. Çünkü, zerreler arasında tesânüd ve muvâzene vardır. Bu tesânüd ve muvâzene ise ilim ile olur.

İşte, eşyayı esbâba isnâd etmekte bu kadar muhâller vardır. Amma sâhib-i hakîki olan Vâcibü'l-Vücûda isnâd edildiği vakit, o zerreler şöyle bir vaziyete girerler ki, şemsin cilvelerine, timsâllerine, lem'alarına mazhar olan su katreleri gibi kudret-i ezeliyenin nurânî tecellîsine, cilvelerine, lem'alarına o zerreler de mazhar olup, sâhib-i kudretin izniyle, gayr-ı mütenâhî olan ilim ve irâdesiyle, o zerrelerde teşekkülât ve terkîbât yapılır. Binâenaleyh, kudret-i ezeliyenin bir lem'ası kudretin hâsiyetine mâlik olduğundan, esbâbın binler lem'asından ve esbâbın sultanından daha te'sirlidir. Çünkü, bunda tecezzî ve inkısam vardır, kudret-i ezeliyede ise yoktur.

Ve kezâ, külfet ve uğraşmak da yoktur. Çünkü, kudret Sâni'in zâtına zâtîdir, arazî değildir. Acz, kudretine tahallül edemez. Kudretin bir lem'asına zerreler, şemsler mütesâvîdir. Büyük, küçükten ağır ve zahmetli değildir.

Ve kezâ, hayat, vücûd, nur gibi şeylerin zâhir ve bâtınları şeffâf olduğundan, icâdları zamanında, vesâit-i esbâb altında kudretin tasarrufu görünür. Evet, hayatın vaziyetlerine ve derecelerine dikkat edilirse kudretin tasarrufu görünür. Meselâ: Bir salkım üzümün yapılması için ince, câmid bir dal ve bir cam parçasında şemsin timsâlini tersîm için küçük bir delikten ziyânın geçmesi ve bir evi tenvir için bir kibrit tavassut ediyor. Ve bu gibi basit esbâb altında yapılan o azîm ve garîb işlerde kudretin tasarrufu gündüz gibi görünmesi âşikârdır.

Ve kezâ, eşyanın esbâba isnâdındaki istib'âddan ve istiğrabdan hâsıl olan inkârdan neş'et eden dalâletlerden hâsıl olan ızdırâbat, bütün akılları, rûhları Vâcibü'l-Vücûda firar ve ilticâ etmeye mecbur eder. Çünkü, ancak O’nun kudretiyle, irâdesiyle her müşkül hallolur ve kapalı kapılar açılır. Ve O’nun zikriyle kalbler mutmain olurlar. Binâenaleyh, necât ve halâs ancak Allah’a ilticâ ile olur.

﴿ فَفِرّوُا اِلَى اللّٰهِ ﴾ ﴿ اَلاَ بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ ﴾

İşte, kâinât şu hakikatin lisânıyla, اَللهُ لااِلٰهَاِلَّاهُوَ yu söylüyor.

Ve kezâ, esbâb-ı zâhiriye pek basit, mahdûd, fakir, câmid, şuûrsuz, irâdesiz ve kanunlar kısmı da itibarî, mevhûm şeylerdir. Müsebbebâtta

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.