İ'lem 9
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Nefsin belâhet ve hamâkatine bak ki, bir Rabb-i Muhtar-ı Hakîm tarafından terbiye edildiğini ve o Rabb-i Hakîmin memlûk ve masnû'u olduğunu bildiğine ve bu temellük ve terbiyenin bütün efrâd, envâ', ecnâsta cârî olmakla mes'elenin bir kaide-i külliye şeklini aldığına ve bu feyzin şümûllü olmakla bir nev'i icmâ ve fiilî bir tasdike mazhar olduğuna nazaran kanun ve düstur şeklinde olan hâdiseye ve kesb-i külliyet eden kaideye bakarak kanâat ve itmi'nân etmesi lâzım iken, bütün âfâkı cilvelendiren tecelliyât-ı esmâyı –kendisi de o cilvelerde hissedar olduğu hâlde– vâsıta-i tesettür ve alâmet-i ihmal sanıyor. Güyâ o nefsin fevkınde onun bütün ahvâlini kontrol eden kimse yoktur. Ve kendisini, yaptığı fiillerinde fiil içinde müstetir “Hû” gibi görüyor. Tecelliyâtın genişliğini imtina'a, büyüklüğünü ademe hamletmekle şeytanı bile yaptığı muğâlatadan utandırıyor.
İ'lem 10
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Nefis dâima ızdırâblar, kalaklar içinde evhâmdan kurtulup tevekküle yanaşmıyor. Hükm-ü Kadere râzı olmuyor. Hâlbuki, şemsin tulû' ve gurûbu muayyen ve mukadder olduğu gibi, insanın da bu dünyada tulû' ve gurûbu ve sâir mukadderâtı, kalem-i kader ile cebhesinde yazılıdır. İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin; fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz ha!.. Ve illâ muhakkak bilsin ki: Semâvât ve arzın haricine kaçıp kurtulamayan insan, Hàlık-ı Külli Şey’in rubûbiyetine muhabbetle rızâ-dâde olmalıdır.
İ'lem 11
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Bir şeyin sâni'i, o şeyin içinde olursa, aralarında tam bir münâsebet lâzımdır. Ve masnûâtın adedince sâni'lerin çoğalması lâzımdır. Bu ise muhâldir. Öyle ise, sâni', masnû' içinde olamaz. Meselâ: Matbaa ile teksir edilen bir kitab, yine bir adamın kalemiyle yazılıyor. O kitabın nakışları, harfleri; kendisinden sünbüllenmez. Kâtib de o kitabet san'atı içinde değildir. Ve illâ, intizamdan çıkar. Öyle ise, masnû'un nakışları kendisinden değildir. Ancak, kudret kalemiyle kaderin takdiri üzerine yazılıyor.
İ'lem 12
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Aklın pek garîb bir hâli vardır. Öyle bir yed-i tûlâ sâhibidir ki, bazen kâinâtı ihâta etmekle kucağına alıyor. Bazen dâire-i imkândan çıkar, en yüksek dâirelere müdâhaleye çalışır. Bazen de bir katre suda boğulur, bir zerre içinde yok olur, bir kılda kaybolur. Maahazâ, hangi şeyde fenâ ve kaybolursa, bütün varlığı o şeye münhasır olduğunu bilir. Ve hangi bir noktaya girse, bütün âlemi beraberce götürmek isteğindedir.
İ'lem 13
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Eğer dünyanın veya vücûdun mülkiyeti, zılliyeti sende ise, taahhüd, tahaffuz, korku külfetleriyle ni'metlerden lezzet
