İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 170 / 235
170

Bu derecenin arkasında, arzın şems etrafında emir ve irâde-i İlâhî kanunu ile tahrîk ve tedvîri derecesi de vardır. Lâkin bu derece evvelki dereceden bir derece mahfî olduğundan terkedilmiştir.

Ve kezâ وَجَعَلْنَا الْجِبَالَ اَوْتَادًا cümlesiyle en okunaklı sahifeyi göstermiştir. Hâlbuki bu sahifenin arkasında, “Direk ve kazıklar ile tehlikeden muhâfaza edilen bir sefîne gibi, arz da içerisinde vukû'a gelen herc ü mercden dolayı parçalanmak tehlikesinden korumak için dağlar ile kazıklanmıştır” sahifesi de vardır. Fakat bu sahife, avâm-ı nâsça o kadar okunaklı olmadığından terkedilmiştir. Ve bu sahifenin altında da şöyle bir hâşiye vardır:

Hayatı besleyip sağlamak üzere dağlar arza direk yapılmıştır. Çünkü, dağlar suların mahzenidir. Havanın tarağıdır, tasfiye ediyor. Toprağın hâmîsidir, denizin istilâsından vikàye ediyor. Zâten hayatın direkleri bu unsurlardır. Bu sırra binâendir ki, Şerîatça hilâlin tulû' ve gurûbu nazara alınmıştır. Çünkü bu ise, ayları günleri hesab etmekten avâmca daha kolaydır. Ve yine o sırra binâendir ki, ezhân-ı avâmda tesbit ve takrîr için Kur'ânda tekrarlar vukû'a gelmiştir.

İ'lem 10

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Âyetlerin bahsettikleri hakikatler, şiirlerin bahsettikleri hayâlâttan pek vâsi' ve pek yüksektir. Bu itibar ile şiirden addedilmemiştir. Hem de, âyetler, sâhibinin şuûnât ve ef'âlinden bahseder. Şiir ise, fuzûlî olarak gayrdan bahseder. Hem de, filcümle âdi şeylerden bahsi hàrikulâdedir. Şiirin hàrikulâdelerden bahsi, ale'l-ekser âdidir.

İ'lem 11

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Hàlık’ın vahdetini gösteren âyineler ve delillerini okutan sahifelerin pek çok çeşitleri olduğu gibi, merkezleri bir ve birbirinin içine dâhil olmuşlardır. Binâenaleyh, bir âyinede göründü veya bir sahifede okundu mu, hepsinde de görünür ve okunur. Fakat birisinde görünmemesi, hepsinde görünmemesini istilzam etmez.

İ'lem 12

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Bir kelimeyi yazan, harfini yazanın gayrısı, bir sahifeyi yazan, satırı yazanın gayrısı, kitabı yazan, sahifeyi yazanın gayrısı olması mümkün olmadığı gibi; karıncayı halk eden, cins-i hayvanı halkedenin gayrısı, hayvanı yaratan, arzı yaratanın gayrısı, arzı halkeden, Rabbü'l-Âlemîn’in gayrısı olması muhâldir.

Rubûbiyet-i âmmenin işâretlerindendir ki; kâinât kitabında öyle büyük harfler vardır ki, o harflerin bir kısmında bir kelime yazılıdır. Bir kısmında bir kelâm, bir kısmında bir kitab yazılıdır. Meselâ: O kitapta bahr, şecer, arz birer harf makamındadırlar. Birinci harfte semek kelimesi,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.