İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 171 / 235
171

ikincisinde şecer kelâmı, üçüncüsünde hayvan kitabı yazılmıştır. Hattâ, Yâsîn sûretinde tam Yâsîn Sûresi yazıldığı gibi, bazı masnûâtta, bir kelime olan isminde, çekirdeğinde o masnû'un sûresi ve kitabı yazılmıştır.

İ'lem 13

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Yıldızlar, şemsler arasında mümâselet olduğu gibi filcümle müsâvât da vardır. Binâenaleyh, onlardan biri ötekilere Rab olamaz. Ve onlardan birine Rab olan, hepsine de Rab olur. Ve kezâ, herşeye de Rab olur.

İ'lem 14

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanın bir ferdinde bir cemâat-i mükellefîn bulunur. Evet herbir uzuv, bir şey için yaratılmıştır. O uzvu, o şeyde kullanmakla mükelleftir. Meselâ: Herbir hâsse için bir ibâdet vardır. Onun hilâfında kullanılması dalâlettir. Meselâ: Baş ile yapılan secde Allah için olursa ibâdettir, gayrısı için dalâlettir. Kezâlik, şuarânın hayâlen yaptıkları hayret ve muhabbet secdeleri dalâlettir. Hayâl, onun ile fâsık olur.

İ'lem 15

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanları fikren dalâlete atan sebeblerden biri; ülfeti, ilim telâkki etmeleridir. Yani me'lûfları olan şeyleri kendilerince ma'lûm bilirler. Hattâ ülfet dolayısıyla âdiyâta teemmül edip ehemmiyet vermezler. Hâlbuki ülfetlerinden dolayı ma'lûm zannettikleri o âdi şeyler, birer hàrika ve birer mu'cize-i kudret oldukları hâlde, ülfet sâikasıyla onları teemmüle, dikkate almıyorlar; tâ onların fevkınde olan tecelliyât-ı seyyâleye im'ân-ı nazar edebilsinler. Bunların meseli, deniz kenarında durup, denizin içerisindeki hayvanata ve sâir garîb hâlâtına bakmayarak yalnız rüzgâr ile husûle gelen dalgalara ve şemsin şuââtından peydâ olan parıltısına dikkat etmekle Mâlikü'l-Bihar olan Allah’ın azametine delil getiren adamın meseli gibidir.

İ'lem 16

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanların arza ait ma'lûmât ve müsellemât-ı bedîhiyâtları ülfete mebnîdir. Ülfet ise, cehl-i mürekkeb üstüne serilmiş bir perdedir. Hakikate bakılırsa zannettikleri ilim, cehildir. Bu sırra binâendir ki; Kur'ân, âyetleriyle insanların nazarını me'lûfatları olan şeylere çeviriyor. Âyetler, necimler gibi ülfet perdesini deler atar. İnsanın kulağından tutar, başını eğdirir. O ülfetin altındaki havâriku'l-âdât mu'cizeleri o âdiyât içerisinde gösterir.

İ'lem 17

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Aralarında münâsebet, muâmele, hattâ mükâleme bulunan iki şeyin, birbirine müşâbih veya müsâvî olmasını istilzam etmez. Meselâ; yağmurun bir katresi veya semerenin bir çiçeğinin, –küçüklüğüyle beraber– Şems ile münâsebeti ve muâmelesi vardır.

Binâenaleyh, ey insan! Senin hakaretin, seni Hallâk-ı Âlemin nazar-ı inâyetinden setredecek bir sebeb olamaz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.