yıldızları işmar eden şems gibi, İslâmiyetin onbir rüknünü intac etmiştir. Acaba, bu cihan-bahâ semerelere bakıp gördükten sonra, çekirdeğinde şübhe ve tereddüd yeri kalır mı? Hâşâ!..
5. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Tavus kuşu gibi pek güzel bir kuş, yumurtadan çıkar, tekâmül eder, semâlarda tayerâna başlar. Âfâk-ı âlemde şöhret kazandıktan sonra, yerde kalan yumurtasının kabuğu içerisinde o kuşun güzelliğini, kemâlâtını, terakkiyâtını arayıp bulmak isteyen adamın ahmak olduğunda şübhe yoktur. Binâenaleyh, tarihlerin naklettikleri Peygamberimizin (A.S.M.) bidâyet-i hayatına maddî, sathî, sûrî bir nazar ile bakan bir adam şahsiyet-i maneviyesini idrak edemez. Ve derece-i kıymetine vâsıl olamaz. Ancak bidâyet-i hayatına ve levâzım-ı beşeriyetine ve ahvâl-i zâhiriyesine ince bir kışır, nâzik bir kabuk nazarıyla bakılmalıdır ki, o kışır içerisinden, iki âlemin güneşi ve tûbâ gibi, şecere-i Muhammediye (A.S.M.) çıkmıştır. Ve feyz-i İlâhiyle sulanmış ve fazl-ı Rabbâniyle tekâmül etmiştir. Binâenaleyh, Nebi-yi Zîşan’ın (A.S.M.) mebde'-i hayatına ait ahvâl-i sûriyesinden zaîf bir şey işitildiği zaman üstünde durmamalı; derhâl başını kaldırıp etraf-ı âleme neşrettiği nurlara bakmalı.
Maahazâ mebde'-i hayatına şek ve şübheyle bakan adam herhalde masdar ile mazhar, menba' ile ma'kes, zâtî ile tecellî aralarını fark edemiyor. Ve bu yüzden şübheye düşer. Evet, Nebi-yi Zîşan (A.S.M.) tecelliyât-ı İlâhiye mazhar ve ma'kestir; masdar ve menba' değildir. Çünkü, O zât yalnız abddir ve ibâdetçe herkesten ileridir. Demek bu kadar görünen terakkiyât, kemâlât Onun zâtî malı değildir. Ancak hàriçten verilen Rahmân-ı Rahîmin tecellîleridir. Evvelce beyân edildiği gibi, hiçbir şey, bir zerreye bile, mânâ-yı ismiyle masdar olamaz. Amma bir zerre, mânâyı harfiyle semânın yıldızlarına mazhar olur. Yalnız gaflet ile o zerrenin masdar olduğu zannıyla bakıldığından, San'at-ı İlâhiyeyi tâğutî bir tabiata malederler.
6. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Duâlar, tevhid ve ibâdetin esrârına nümûnedir. Tevhid ve ibâdette lâzım olduğu gibi, duâ eden kimse de, “Kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini Cenâb-ı Hak işitir” deyip Kàdir olduğuna i'tikàd etmelidir. Bu i'tikàd, Allah’ın herşeyi bilir ve herşeye kàdir olduğunu istilzam eder.
7. İ'lem
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Şu âlemi ziyâlandıran şemsin, bir sineğin gözüne tecellî ile girip ışıklandırması mümkündür. Ve ateşten bir kıvılcımın gözüne girip tenvir etmesi imkân haricidir. Çünkü, gözü patlatır.
Kezâlik, bir zerre, Şems-i ezelînin tecellîsine mazhar olur. Fakat Müessir-i Hakîkiye zarf olamaz...
