İ'lem 24
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Eşyada esâs bekàdır, adem değildir. Hattâ ademe gittiklerini zannettiğimiz kelimât, elfâz, tasavvurât gibi serîü'z-zevâl olan bazı şeyler de ademe gitmiyorlar. Ancak sûretlerini ve vaziyetlerini değişerek zevâlden masûn kalıp bazı yerlerde tahassun ile adem-i mutlaka gitmezler. Fen dedikleri hikmet-i cedîde, bu sırra vâkıf olmuş ise de, vuzûhuyla vâkıf olamamıştır. Ve aynı zamanda, “Âlemde adem-i mutlak yoktur. Ancak terekküb ve inhilâl vardır” diye ifrat ve hatâ etmiştir. Çünkü, âlemde Cenâb-ı Hakk’ın sun'uyla terkîb vardır. Allah’ın izniyle tahlil vardır. Allah’ın emriyle icâd ve i'dâm vardır.
يَفْعَلُ اللهُ مَا يَشَاءُ ❀ وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ
İ'lem 25
İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Kabir, âlem-i âhirete açılmış bir kapıdır. Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azaptır. Bütün dost ve sevgililer o kapının arka cihetinde duruyorlar. Senin de onlara iltihak zamanın gelmedi mi? Ve onlara gidip onları ziyaret etmeye iştiyakın yok mudur? Evet, vakit yaklaştı. Dünya kazûratından temizlenmek üzere bir gusül lâzımdır. Yoksa, onlar istikzar ile ikrah edeceklerdir.
Eğer “İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârukî bugün Hindistan’da hayattadır” diye ziyaretine bir dâvet vukû' bulsa, bütün zahmetlere ve tehlikelere katlanarak ziyaretine gideceğim. Binâenaleyh, İncil’de “Ahmed”, Tevrat’ta “Ahyed”, Kur'ânda “Muhammed” ismiyle müsemmâ iki cihanın güneşi kabrin arka tarafında milyonlarca Fârukî Ahmedler ile muhât olarak sâkindir. Onların ziyaretlerine gitmek için niye acele etmiyoruz. Geri kalmak hatâdır.
Şu esâsâta dikkat lâzımdır:
1– Allah’a abd olana herşey musahhardır. Olmayana herşey düşmandır.
2– Herşey kader ile takdir edilmiştir. Kısmetine râzı ol ki, rahat edesin.
3– Mülk Allah’ındır. Sende emâneten duruyor. O emâneti ibkà edip senin için muhâfaza edecek. Sende kalırsa, meccânen zâil olur gider.
4– Devam olmayan bir şeyde lezzet yoktur. Sen zâilsin. Dünya da zâildir. Halkın dünyası da zâildir. Kâinâtın şu şekl-i hâzırı da zâildir. Bunlar sâniye ve dakika ve saat ve gün gibi birbirini takiben zevâle gidiyorlar.
5– Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fânî dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.
