İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 91 / 235
91

var mıdır? Evet, mârifetullâh olduktan sonra, dünya lezzetlerine iştihâ olmadığı gibi Cennete bile iştiyak geri kalır.

36. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Dünyada cereyan eden ve husûle gelen herbir şeyin iki vechi vardır. Biri, âhirete bakar ki, nefsü'l-emirde en sâbit, en ağır bu vecihtir. İkincisi, dünyaya, nefsine ve hevâya bakar. Bu vecih, hakaret, hìffet ve zevâlden öyle bir mevkidedir ki, kalbin teessürüne, teellümüne, ızdırâbına, düşüncelerine bâis olacak bir kıymette değildir.

37. İ'lem

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnsanların öyle eblehleri vardır ki, şeffâf bir zerrede şemsin timsâlini veya bir çiçeğin renginde şemsin tecellîsini görse; şemsin o timsâl ve tecellîsinden, hakîki şemsin bütün levâzımatını, hattâ âleme merkez olmasını ve seyyârâta olan cezbini taleb edip isterler. Maahazâ, o zerrede veya o çiçekte gördüğü timsâl ve tecellînin bir ârızadan dolayı kayboldukları zaman, basar ve basîretinin körlüğü dolayısıyla hakîki şemsin inkârına zehâb ederler. Ve kezâ, o eblehler tecellî ile husûle gelen vücûd-u zıllîyi, vücûd-u hakîki ve aslîden fark edemezler, birbiriyle iltibas ederler. Bunun için, bir şeyde şemsin timsâlini, gölgesini gördükleri zaman, şemsin harâretini, ziyâsını ve sâir hususiyâtını da istemeye başlarlar.

Ve kezâ, o eblehler sinek, böcek ve sâir küçük ve hasîs şeylere bakarken, onlarda pek yüksek bir eser-i san'at ve hikmet görmekle, derler: “Sâni' bunlara pek fazla ehemmiyet vermiştir. Bir sineğin ne kıymeti olabilir ki bu kadar masraflara, külfetlere mahal olsun?”

Arkadaş! Bu gibi eblehleri iknâ ve işkâllerini def' için, dört şeyin bilinmesi lâzımdır.

Birincisi: Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetinin kemâliyle alâkadar olan her şey O’nu tavsif eder. Fakat, o şeyin, rubûbiyetine mazhar olduğu münâsebetiyle, kemâlinin de mahall-i tecellîsi olur. Fakat, o kemâl ile muttasıf olamaz.

İkincisi: Herşeyden Cenâb-ı Hakk’ın nuruna bir kapı açılır. Bu kapılardan birisinin kapanması, gayr-ı mütenâhî sâir kapıların da kapanmasını istilzam etmez. Fakat, hepsinin bir miftâh ile açılması mümkündür.

Üçüncüsü: İlm-i muhîtten in'ikâs eden kader, herşeyde esmâ-i nuriyeden bir hisse tersîm etmiştir.

Dördüncüsü:

﴿ اِنَّمَا اَمْرُهُ اِذَا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ  ﴾

﴿  مَا خَلْقُكُمْ وَلاَ بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ  ﴾

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.