İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 196 / 235
196

küre-i arz ofisinde yaratıp cem'ettikten sonra, o erzâkın toplanmasını ve sâir ahvâlini insana yaptırır ki, insana bir meşguliyet, bir eğlence olsun ve atâlet, betâlet azâbından kurtulsun.

Ey insan! Rahm-ı mâderde iken, tıfl iken, ihtiyar ve iktidardan mahrum bir vaziyette iken, seni pek lezîz rızıklar ile besleyen Allah, sen hayatta kaldıkça o rızkı verecektir. Baksana! Her bahar mevsiminde sath-ı arzda yaratılan envâ'-ı erzâkı kim yaratıyor ve kimler için yaratıyor? Senin ağzına getirip sokacak değil ya! Yâhû, eğlencelere, bahçelere gidip dallarda sallanan o güleç yüzlü lezîz meyveleri koparıp yemek zahmet midir? Allah insaf versin!

Hülâsa: Allah’ı ittiham etmekle işini terk edip Allah’ın işine karışma ki, nankör âsîler defterine kaydolmayasın. ∗∗∗

﴿ اُدْعُونِى اَسْتَجِبْ لَكُمْ ﴾

İ'lem 41

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! Bazı duâlar icâbete iktiran etmez, diye iddiada bulunma. Çünkü duâ bir ibâdettir. İbâdetin semeresi âhirette görünür. Dünyevî maksadlar ise, namaz vakitleri gibi, duâlar ibâdeti için birer vakittirler. Duâların semeresi değillerdir. Meselâ: Şemsin tutulması küsûf namazına, yağmursuzluk yağmur namazına birer vakittir.

Ve kezâ, zâlimlerin tasallutu ve belâların nüzûlü, bazı hususî duâlara vakittir. Bu vakitler bâkî kaldıkça, o namazlar, o duâlar yapılır. Eğer bu vakitlerde dünyevî maksadlar hâsıl olursa, zâten nurun alâ nur. Ve illâ, icâbet duâya iktiran etmedi, diyemezsin. Ancak, henüz vakit inkıza etmemiş, duâya devam lâzımdır, diyebilirsin. Çünkü o maksadlar duâların mukaddimesidir, neticesi değillerdir. Cenâb-ı Hakk’ın duâların icâbetine va'detmesi ise, icâbet ayn-ı kabûl değildir. Yani, icâbet kabûlü istilzam etmez. Duâya her hâlde cevab verilir. Cevabsız bırakılmaz. Matlûba olan is'âf ise, Mucîb’in hikmetine tâbidir. Meselâ: Doktoru çağırdığın zaman, herhalde: “Ne istersin?” diye cevab verir. Fakat: “Bu yemeği veya bu ilâcı bana ver” dediğin vakit, bazen verir, bazen hastalığına, mîzâcına mülâyim olmadığından vermez.

Adem-i kabûl esbâbından biri de, duâyı ibâdet kasdıyla yapmayıp, matlûbun tahsiline tahsîs ettiğinden aksü'l-amel olur. O duâ ibâdetinde ihlâs kırılır, makbûl olmaz.

İ'lem 42

İ'lem Eyyühe'l-Azîz! İnkılâblar neticesinde, her iki taraf arasında geniş geniş dereler husûle geliyor. O dereler üstünde her iki âlemle münâ­sebetdâr köprüler lâzımdır ki, her iki âlem arasında gidiş geliş olsun. Lâkin o köprülerin inkılâbât cinslerine göre şekilleri, mâhiyetleri mütebâyin,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.